15 Temmuz 2010 Perşembe

Pasaj.com'da Satış / Online Dükkan Açma Üzerine Birkaç Not - 2

Dikiş Makinesi Baskılı Tişört Caustic Threads


Yazının ilk bölümü üzerine kaldığım yerden "Etiketleme", "Özel Sipariş" ve "Fiyatlandırma" konularına değinerek devam ediyorum. "Fotoğraf Çekimi" ve "Tanıtım-Promosyon" 3. bölümde :)

ETİKETLEME


Pasaj.com üzerinden gidiyorum hep ama yazdıklarım elbette sadece Pasaj için geçerli değil. Hele ki etiketleme konusu, sanal dünyada bulunabilir ya da bir anlamda var olmanın anahtarı. Ne kadar doğru ve etkin etiketleme yaparsanız, o kadar çok ve DOĞRU kitleye ulaşırsınız.


Dolayısıyla burada 2 önemli unsur çıkıyor karşımıza:

Birincisi çok kişiye ulaşmak. Bu da her şeyden önce, kaç etiket hakkı varsa hepsini kullanmaktan ve boş bırakmamaktan geçiyor. Örneğin 13 etiket hakkı varsa mutlaka 13 adet etiket bulun ürüne. Bazen gerçekten son bir ya da 2 etiket bulunamayabiliyor o ürünle ilgili. Ama ne yapın edin en azından yakın ilgili bir etiket yapıştırın.

İkinci önemli unsur doğru kişilere ulaşmak. Bu da doğru etiketler yapıştırmaktan geçiyor. Abartılı bir örnek vereyim. Abartılı diyorum ama çok yapılıyor..Diyelim ki gümüş bir kolyeye “örgü”, “cam”, “ipek” gibi etiketler koydunuz, “bu aramalarda da çıksın, daha çok kişiye görünür olayım” diye..Peki bu mantıkla örneğin “örgü” araması yapanların, sizin aramada çıkan kolyenize çoğunlukla tıklamadıklarını biliyor musunuz? Eğer bir kişi (potansiyel alıcı diyebiliriz) belli bir arama yapıyorsa, sonuçlarda çıkan, o arama ile alakasız ürünleri pas geçmektedir. Birgün belli bir arama yaparken kendinizde de deneyebilirsiniz bunu.

Çok değişik, ilk bakışta dikkati cezbedip merak uyandıran, “açayım bakayım neymiş nasıl bişeymiş” dedirten bir fotoğraf değilse, büyük ihtimal anında geçilecektir. Böylece siz de hiçbir işinize yaramayan terimler kullanarak çok değerli etiket limitinizi harcamış olacaksınız.

Önemli olan sizi arayan kişilerin tümünün aramalarında çıkabilmek. Yani sizi aramayanın değil, arayanın bulabilmesi.

Nasıl Terimler Kullanılabilir

Etikette olmazsa olmaz terim renkler. Renkler için rengin tam tonunu ifade eden terimler de kullanılabilir. “Vişne çürüğü”, “bebe mavisi”, “hardal rengi”, “şampanya”, “su yeşili”, “kırık beyaz”, “İslam yeşili” :) gibi..Yani ürün vişne çürüğü renginde ise hem “bordo”, hem “vişne çürüğü” kullanılabilir.













Örneğin bu resimlerdeki renk "su yeşili" ya da "nane yeşili" olarak adlandırılıyor.

Etiket yapıştırırken ürünün ne niteliği varsa mutlaka belirtin, onlar bitince de yaratıcılığınızı kullanın; ama dediğim gibi, ilgili alanın dışına çıkmadan.

Şu linkteki renk listesi işinize yarayabilir: Renkler


SİPARİŞ ÜRÜN

Bu konuda büyük sıkıntı ve üzüntü yaşamış olan dükkan sahipleri olduğunu bahsettikleri kötü deneyimlerinden biliyoruz. Bir özel sipariş prensibiniz olsun ve bunu da dükkanınızda belirtin. En iyisi ücretin yarısının önden, kalan yarısının ürün bittikten sonra ödenmesidir. Kötü deneyimler yaşamış birçok satıcıya göre en iyisi özel sipariş ürün yapmamaktır ama..:) illa ben yapacağım diyorsanız, en iyi çalışma şekli budur. Daha garanti ve güvenilir bir yol henüz bulunamadı benim bildiğim kadarıyla :) Eğer siz kendi yönteminizi bulursanız tabi ki onu uygulamakta özgürsünüz.


FİYATLANDIRMA

Daha hızlı satış yapacağımıza inanarak, “sürümden kazanayım, nasılsa geride çok var, nasılsa yine yaparım işim mi var, ülkede kriz var….” düşünceleriyle ürünlere çok düşük fiyatlar koyuyoruz. Ancak düşük fiyatlandırmanın da, en az yüksek fiyatlandırmanın sebep olduğu kadar satış kaybına yol açacağını biliyor musunuz? Değerinden yüksek fiyatlamak ne kadar kötüyse, az fiyatlamak da aynı etkiyi yaratıyor. Siz ürününüze değer vermezseniz, başkasını değer vermesini nasıl beklersiniz?

Tabi bu fiyatlandırma meselesi pazarlama biliminde başlıbaşına ciddi bir konu. Ancak ondan önce birkaç cümle daha edeceğim:

Bu, insanların paylaştığı ortak psikolojilerden biri. Satıcı olduğumuz gibi alıcı/tüketiciyiz de: Kendi satın alma psikolojinizi düşünün. Türkler buna “Ucuz etin yahnisi..” demişler, İngilizler “Ucuz mal alacak kadar zengin değilim..”. Sizce günlük hayatta kullandığımız bu tabir, “ucuz” ürünle ilgili bilinçaltımızdaki inancı çok güzel ortaya koymuyor mu? Ancak biz bunun çoğu zaman farkında bile değiliz. Zaten son yapılan araştırmalar, insanların pek de o kadar “iktisadi hayvan” olmadığını ve alışveriş yaparken çok da “bilinçli” hareket etmediğini ortaya koyuyor. Neyse, konu dağılmasın. Sonuçta bir ürünün fiyat olarak düşük değerde olması, bizim o ürüne atfettiğimiz değeri de düşürüyor, onu gözümüzde “mutlaka sahip olunması gereken, muhteşem şey” kategorisinden uzaklaştırıyor.


Satın alma psikolojisinin bir yönü böyle..Peki biz emek emek yaptığımız, bakmaya kıyamadığımız :) ürünümüze nasıl fiyat biçeceğiz?

- Şüphesiz, her şeyden önce maliyet hesabı yaparak başlamalısınız işe. Ve çok belirgin olmayan maliyetleri de gözden kaçırmamalısınız. Elbette malzemeler, kargo ücreti, sitenin aldığı komisyon birer maliyettir. Ancak örneğin ürünlerin fotoğraflarını çekmek ya da satılan ürünleri kargolamak için şubeye gitmek için harcanan emek ve zaman da birer maliyettir. Çünkü vakit nakittir :)

Elbette fiyatlandırma meselesi pazarlamanın uzmanlık alanı ve detaylı şekilde birçok etkeni göz önünde bulundurarak ele alınması gereken bir konu, dolayısıyla burada detaylı bahsetmemiz imkansız. Ancak yapılması gereken bir şey var ki bende de olan genel arızayı göz önüne alarak sözün özü şu: Ürünlerinizi çok düşük fiyatlandırmayın!

- Bir de dükkanını yeni açmış ya da hiç satış yapmamış/az sayıda satış yapmış olan dükkan sahipleri “satışları arttırmak için” indirim yaptıklarını duyururlar. Çoğu zaman %25 ya da %50 seviyesinde olur bu indirimler de.. Peki, satış yapmıyor olmanızın sebebinin fiyatlar olduğunu nereden çıkardınız?



  • Bunun en başta çok basit bir sebebi olabilir: İnsanlar sizin dükkanınızı/ürünlerinizi/sizi BİLMEDİKLERİ için satın almıyorlardır.

  • Ya da fotoğraflar yetersiz, ürünü iyi yansıtmıyor.

  • Belki de ürün bilgisi bölümündeki yetersiz veya hiç olmayan bilgidir ziyaretçinin pas geçmesine sebep olan.

  • Boş bir profil, dükkan kuralları bölümü, yani dükkanınızda genel olarak yetersiz bilgi bulunması da, kişiyi “acaba nasıl bir satıcı”, “ürün sağ salim elime ulaşır mı”, “ya bir sorun çıkarsa/ ürün yolda kaybolursa param iade olur mu”, “ya ürünü göndermezse”, “ya kafamda çok büyük durursa....” gibi tedirginlikler yaşamasına sebep olabilir.

  • Özellikle acemi alıcılar için olabildiğince bilgilendirici ve yönlendirici notlarla işini kolaylaştırmalısınız. Aksi halde bir potansiyel alıcıyı daha kaçırmış oluruz.
Ürüne konulacak fiyatı hesaplama yöntemi üzerine yakın zamanda bir yazı okumuştum. O yazıyı bulabilirsem burada paylaşacağım. Bu önemli ve üzerinde çok kapsamlı duramadığım konuya dair gerçekten bir yol/yöntem gösteren bir yazı idi.


Bu yazının 3.bölümünde "Ürün Fotoğrafları" ve "Tanıtım ve Promosyon" konularına değineceğim.
Bahsedilen tüm konularla ilgili aklınıza gelen, sormak ya da eklemek istediklerinizi lütfen yorum olarak gönderin. Katkılarınızla, yazılanlara eklemeler yapmak ya da yeni konulara değinmek beni çok mutlu eder.

2 yorum:

  1. sn limon yeşili çok faydalı bilgiler vermişsiniz..bir de alıcı bir ürün aldığı zaman bazen ebatları konusunda şikayet eder...işte ,resimde daha büyük görünüyordu gibi...bu konudan da bahsedermisiniz??

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel bir noktaya değindiniz Necmi Bey. Fotoğraflar aynı zamanda ürünün boyutunu da yansıtıyor olmalı. Bu her çeşit ürün için geçerli. Ürünü hem boyutunu karşılaştırabileceğimiz bir cismin yanında-üzerinde fotoğraflamak, hem de METRE (CM) CİNSİNDEN BOYUTLARINI VERMEK gerekir. Ancak bu karşılaştırabileceğimiz cisim de herkesin aşağı yukarı boyutunu bildiği bir şey olmalı. Bozuk para gibi, elimiz gibi. Ürünün boyutlarını bu şekillerde yansıtabiliriz. Zaten her ikisini bir arada verdikten sonra büyük/küçük görünüyordu gibi şikayetlerin gelebileceğini zannetmiyorum.

    YanıtlaSil