27 Şubat 2011 Pazar

Stumbleupon.com..Keşfetmek Lazım!

Baya geç kalmış bir yazı ama mutlaka bahsetmek istiyorum bu siteden.

Geçtiğimiz Ocak ayının sonunda E-tohum Girişimcilik Zirvesi gerçekleşti. Zirvede önce sunumlar oldu, sonra da E-tohum fonu tarafından destek verilecek finalistler açıklandı.

İlk sunum stumbleupon.com’dan Berk Demir’in sunumuydu. Ancak bu yazımda zirveden değil, stumbleupon.com’dan bahsedeceğim çünkü Berk Demir sunumuna başlamadan, kaç kişinin StumbleUpon’u bilmediğini sordu ve salondaki neredeyse tüm eller kalktı :) Salondaki çoğunluğun 20-30 yaş aralığında olduğunu ve orada bulunma sebebi itibariyle internet, internet girişimciliği, yazılım..vb gibi alanlarla yakından ilgili olduğunu düşünürseniz bu oran aslında beni şaşırttı. Berk Demir’in tepkisine bakılırsa sanırım o da beklemiyordu bu kadarını :) Ben de bu siteden bahsedeyim istedim.



StumbleUpon’un nasıl işlediği, nasıl para kazandığı ve benzer girişimlerin Bay Area’dan çıkmasının San Francisco’nın havasından mı suyundan mı kaynaklandığını, ABD'de şirket kültürü ve ona uyumun ne anlama geldiğini, bu şirketlerin karar alma süreçlerini, “hire slow, fire fast” felsefesini ve kendisinin software architecht (yazılım mimarı) olarak firmada neler yaptığını merak ediyorsanız bu sunumu izleyebilirsiniz. Zirvedeki tüm sunumlar ise burada.
Stumbleupon.com’un Türkiye’de yakın zamanda daha popüler olacağını ve sizin de kullanmaktan son derece keyif alacağınızı düşünüyorum.

Berk Demir’in anlatımıyla StumbleUpon kısaca kişiselleştirilmiş web deneyimi sunan ve arkasında bir tavsiye motorunun olduğu bir site. “İlgilendiğiniz, hoşunuza giden konularda, başkaları tarafından beğenilerek indekse sokulmuş” site, blog, video, haber tavsiyeleri sunuyor. Bu tavsiyelerin hepsi kişiselleştirilmiş ve StumbleUpon’u ne kadar çok kullanırsak beğendiklerimizle ilgili o kadar fikir sahibi oluyor.
İşe, ilgi alanlarınızı belirlediğiniz kategorilerden başlayabilirsiniz. Stumble'a tıkladıkça seçtiğiniz başlıklara göre sayfalar çıkıyor önünüze. Thumbs up (I like it!) ve thumbs down simgelerini kullanarak içeriğini beğendiğiniz veya ilginizi çekmeyen siteleri işaretliyorsunuz. Thumbs up'a tıklarsanız bu daha çok benzer sayfalar görmek istediğiniz anlamına geliyor. Thumbs down'a tıklarsanız benzer içerikli sayfalar gittikçe daha az gösteriliyor.
Dilerseniz bu sayfalarla ilgili yorum yapabilir, gönderilen yorumları ve sayfayı kimin submit ettiğini de görebilirsiniz.

Sitelerde harcanan vakit, navigasyonun hangi saniyesinde sitenin beğenildiği, hangi siteden o siteye gelindiği gibi davranış şekillerini hesaba katarak tavsiyelerde bulunuyor. Ne kadar harika değil mi?

Özetle StumbleUpon sizi ulaşmak istediğiniz içeriğe çok etkin ve pratik şekilde götürüyor, firmalar açısındansa onların hedef kitleye ulaşabilmesini sağlıyor.
StumbleUpon'u nasıl kullanabileceğinize dair burada videolu anlatım mevcut.
Sitenizi Nasıl Submit Edebilirsiniz?

Bunu yapmak için önce toolbarı indirmeniz gerekiyor. Ardından yapılması gerekenleri ve ipuçlarını buradan ve buradan öğrenebilirsiniz. Sayfa submit edileceği zaman dikkat edilmesi gereken bazı noktalar ise şöyle:

-Spam olarak değerlendirilmemesi için, sitenizdeki her sayfayı submit etmemek gerektiği gibi, hepsinin sizin tarafınızdan submit edilmemesi de önemli.

-Kullanıcıların sadece yüksek kalitede sayfaları görüntülemesi esas alındığı için, en iyi içeriğe sahip sayfaları submit etmeniz daha akıllıca olacaktır.

-Sayfayı 5 adede kadar tagleyebiliyorsunuz. Burada önemli olan doğru kategoride, doğru etiketlerin kullanılarak doğru kitle tarafından görüntülenmesini sağlamak. Aksi takdirde gittikçe daha çok kişi sayfayı kötü oylayacağından, görüntülenme sayınız da düşecektir.
İyi keşifler! :)

9 Şubat 2011 Çarşamba

Pasaj.com'da Tüm Gün %30 İndirim!

Pasaj.com yılbaşı öncesi yaptığı kampanyayı Sevgililer Günü'ne özel tekrarlıyor. Bugün sa:23.00'e kadar pasaj.com'dan yapacağınız tüm alışverişlerde %30 indirim geçerli. Tek yapmanız gereken ödeme esnasında bu kodu sisteme girmek: SEVGIEMEKISTER

Limon Yeşili'nde hep beğendiğiniz takılara sahip olmak için müthiş bir fırsat. Üstelik Limon Yeşili'ne blogunuzda yer verip, linkini bana göndermeniz halinde ücretsiz kargo fırsatından faydalanarak kargoyu bedavaya da getirebilirsiniz!

4 Şubat 2011 Cuma

Hot Guys Reading Books (Kitap Okuyan Yakışıklı Erkekler)

Eğlenceli bir bloga rastladım. Benzer bir fikri daha önce gören var mı bilmiyorum ama ben de bir blog vasıtasıyla keşfettim. Blog sahibi ,"dünyada birçok yakışıklı erkek var ama maalesef çok azı kitap okuru, işte bu blog, yakışıklı kitap okurlarının toplandığı yer" diye anlatıyor blogunu ve okuyuculardan gelen "kitap okuyan yakışıklı erkeklerin" fotoğraflarını yayınlıyor. Fotoğraflar haberli ya da habersiz çekilmiş olabiliyor. Ortak noktası fotoğraftaki erkeklerin kitap okumaktan keyif alan erkekler olması! Habersizse genelde metroda, otobüste, restaurantta, plajda çekilmiş, haberli ise genelde fotoğraftaki şahısların kız arkadaşı, eşi, kardeşi, arkadaşı..tarafından çekilmiş oluyor :)
"Eğer kitap okuyan bir erkekten daha iyisi varsa o da kitap okuyan iki erkektir" diyor :):)Üstteki fotoğrafı çocuğun annesi çekmiş :)
Bu fotoğrafın eğlenceli bir hikayesi var: Fotoğrafı gönderen kız, kitap okuduğunu gördüğü çocuğun fotoğrafını gizlice çekmeyi başaramayınca, yanına gidip siteden bahsetmiş (e tabi biraz kızararak) ve fotoğrafını çekip çekemeyeceğini sormuş, çocuk da kabul etmiş! :)

Eğlenceli olan şu ki blog sahibi sadece fotoğrafları yayınlamakla kalmıyor, fotoğraftaki kişinin favorileri, ayakları, bilgisayarı..vb ayrıntılarla ilgili ufak yorumlarda bulunuyor ki, hepsi gerçekten çok komik. Biraz gülmek ve eğlenmek isterseniz bakabileceğiniz bir site ;)

Yayınlayacağı fotoğrafların profesyonel çekim olmasına gerek yok, sadece yayınlayabilecek kalitede olması yeterli. Şartları ise şöyle:
1. Fotoğraftaki erkek olmalı
2. Yakışıklı olmalı
3. 18 yaşın üstünde olmalı
4. Fotoğrafta okuyor olmalı
5. Okuduğu şey mutlaka bir kitap olmalı
Siz de fotoğraf göndermek isterseniz buradan gönderebilirsiniz :)

3 Şubat 2011 Perşembe

Yeni Mezunlar ve Öğrenciler için İpuçları

Özgür Alaz Promoqube blogda ajansta (en azından Promoqube'da) çalışmak isteyen gençler için bazı ipuçları sıralamış. Sektörün içinden, hatta direk firmanın içinden bir kişinin böyle bir yazı yazması gerçekten çok güzel ve keşke diğer sektörlerden yöneticiler de benzer bir liste yapsa diye geçti aklımdan :)

Sık sık yönetici pozisyonunda çalışan insanlarla yapılmış çeşitli röportajları okuyorum ve elbette hepsine gençlere verebilecekleri tavsiyelerle ilgili sorular yöneltiliyor. Ancak sanki hepsi benzer ve genel şeyler söylüyor gibi geliyor bana..Ya da ben artık böyle röportajları çok fazla okuduğum için bana öyle geliyor :) Yanlış anlaşılmasın, elbette onların verdiği bilgiler çok değerli; çünkü onlar okul hayatında öğretilmeyen ancak hayat okulundaki sınavları verebilmek için gerekli olan ve de hem yola çıkarken hem de yol boyu ilke edinmemiz gereken bilgiler.

Ancak Özgür Alaz'ın yazısını vurgulamamın sebebi sektörle ilgili adeta "içerden bilgi veren" ve "kafa açıcı" bir yazı olması. Öncelikle, başta söylediği şu söz üzerinde biraz düşünmeliyiz: "...Birçok iş görüşmesi de yapıyorum. Gördüğüm, gençlerin gerçekten çok istekli ve iyi niyetli olmalarına rağmen, donanımsız olarak iş dünyasına atılmak zorunda kalmaları..."
Laptop Sticker

İstek ve azim yeni mezun çoğu gençte olan ve nitekim işverenlerin mutlaka aradığı bir şart, bunda bir şüphemiz yok. Ancak herkesin istekli ve azimli olduğu bir ortamda tercih sebebi olacak artılar konusunda çoğu genç maalesef yetersiz kalıyor.

Üniversite dönemini (bazı bölümler dışında) sadece derslere girerek geçirdiyseniz, kendinizi donatma işi okul sonrasına kalıyor ki, bu işe önceden başlamış olanlar maalesef 1-0 önde başlıyorlar maça. Bunda Türkiye'deki ailelerin olaya bakış açısının da çok büyük etkisi var tabi ki..Aileler okul yani dersler dışında herhangi bir meşgale edinmenin dersleri aksatarak okul başarısını olumsuz etkileyeceğini düşünüyorlar.

Sanırım Türkiye'de, lise ya da üniversitede okuyan bir genç, part-time gibi bir işte çalışmak istediğinde ya da arkadaşlarıyla toplanıp ufak bir girişim yapmak istediğinde önce ailesini ikna etmek zorunda kalıyor. Çünkü aileler "çalışmana gerek yok, orda kazanacağın parayı ben sana veririm" diye yaklaşıyorlar olaya. Oysa ki ailenin genci henüz okurken kendini donatması adına yapabilecekleri konusunda aydınlatması ve teşvik etmesi gerekiyor. İnternetin Facebook ve msn dışındaki müthiş imkanlarından faydalanması konusunda, ilgi alanına giren bir konuda dergi abonesi yaparak (dergi abonesi olamıyorsa sahaflardan alarak..), sırf sosyal çevresini (iletişimde olduğu, gerçek bir çevre, Facebook paylaşımlarını takip ettiği bir çevre değil) geliştirmesi için dernek, vakıf, kulüp, organizasyon aktivitelerine katılması konusunda, blog açmak konusunda, "icat çıkarmak" konusunda..vb
Özgür Alaz'ın yazısını elbette sadece ajansta çalışmak isteyenler değil, okuyan ya da yeni mezun her genç okumalı, mutlaka bir perspektif verecektir.