27 Mart 2011 Pazar

Online Satıştan Öğrendiğim 10 Ders


Fotoğraf

El yapımı ürünlerin satışının yapıldığı bir yabancı iki yerli sitede 2 seneyi aşkındır dükkanlarım var. İşin tasarım kısmını hobi olarak sürdürsem de, iş satışa gelince fotoğrafları çekme aşamasından başlayarak satış sonrasına kadarki süreci %100 profesyonel sürdürmek durumundayım. Ürettiklerim karşılığı para beklediğim anda o hobi olmaktan çıkıyor ve bir iş anlamına geliyor. Tabi ki sadece "yaptıklarımı listeleyeyim, satılırsa satılır" diye düşünerek dükkan açanlar da var. Böyle düşünmekte bir kabahat yok, yanlış da yok. Benim söyleyeceklerim, ürettiklerini/tasarımlarını yerli ya da yabancı mecrada, ister bir site çatısı altında, ister kendi websitesinde satmak ve bundan para kazanmak isteyenler için.

Daha önce yazdığım ve "Online Satış Kılavuzu" başlığıyla toparladığım yazıların tümüne buradan ulaşabilirsiniz. Başlangıç için kılavuz olacak bu yazıları öncelikli olarak okumanızı tavsiye ederim.

Bu defa konuyu şu şekilde ele alacağım: Özellikle başlangıç aşamasında yani acemiyken yapılan ve bizlere zaman ve para kaybettiren hatalardan bahsedeceğim. Bunlar okuduklarım, duyduklarım ve tabi ki kendi yaşadıklarımdan aldığım dersler :) Ben de kafa göz yararak öğrendim bişeyleri, büyük bir şevk ve keyifle öğrenmeye de devam ediyorum elbette. Konuyla ilgili soru ve fikirlerinizi bu yazıya yorum olarak bırakırsanız cevaplamaktan mutluluk duyarım.


Ders 1: Kargo ücretini kesin olarak bilmeden satışa başlama.

Kutu

Yeni satıcıların çoğu bu acı tecrübeyi mutlaka yaşamıştır. Hele ki yurtdışı gönderimlerde. Ya kargo ücretlerini önceden tam olarak bilmediğiniz için paketi göndermeye gittiğinizde hiç beklemediğiniz bir ücretle karşılaşırsınız ancak "müşteri memnuniyeti" deyip bu masrafı üstlenirsiniz ve kazandığınızdan fazlası kargo ücretine gider, ya hiçbir kargo ücreti bilgisi belirtmediğiniz ya da yanlışlıkla ücretsiz kargo şeklinde belirttiğiniz için satıştan sonra sesinizi çıkaramazsınız..vs

Kargo gönderimleri ile ilgili ayrıntılı bilgiye şu yazımdan ulaşabilirsiniz.


Ders 2: Kargo gönderilerinde takip numarası al.

Takip numarası hem yurtiçi hem yurtdışı gönderimlerinizde hayat kurtarır, hele PTT ile gönderiyorsanız! Takip numaralarını mutlaka saklayın ve paket alıcının eline ulaşana kadar da atmayın. Benim öyle çok paket bulmuşluğum vardır. Onlar yoksa, paketi unutun. :)

Ders 3: Fiyatlama yaparken korkma

Kağıtlar

Bu ilk başlarken çoğumuzun yaptığı bir hata. Ürüne satın alınsın diye düşük fiyat biçmek. Ama farkında olmadığımız şu ki çok yüksek fiyatlandırmak nasıl yanlışsa, düşük fiyatlandırmak da o derece yanlış. Hele ki el yapımı ürünler satıyorsanız..

Şimdi fiyatlandırma öyle bir şey ki pazarlama biliminin ana meselesi. Biz pazarlamacı değiliz ama şunu hepimiz biliyoruz: Ne kadar farkında olmasak da ya da kabul etmesek de "ucuz mal ya kalitesizdir, ya da kesin bişeyi vardır!"..Evet biz buna inanıyoruz bilinaçltında, tersini iddia edebilecek olan var mı?
Ucuz her zaman iyi değil. Yoksa bit pazarına nur yağardı demiş atalarımız. Bazen bakarken "fazla ucuz" diyor beyin bir anda.

Benim başıma şöyle bir olay gelmişti: Daha önce kolyelerimin çok emekli, fiyatınınsa fazla düşük olduğunu söyleyen yorumlar almıştım Forum'da. Ama arttırmaya cesaret edemiyordum. Ardından yine Forum'da "bir ürün satmıyorsa kademeli olarak fiyatını arttırdığından ve bunun işe yaradığından" bahseden bir yazı okudum. Yazıda bahsedilen ne kadar doğru bilemem ama bu olgudan da ilk defa o yazıyla haberim oldu. Neyse, dükkanıma döndüm, kolyelerin fiyatını $28'dan $32'a çıkardım..ve bum! Kolye ertesi gün sattı. O kolye eski fiyatında kalsa satar mıydı satmaz mıydı bilemem, ama bunun anlamı şu, alıcının ödemeye razı olduğu fiyat diye bir olgu var ve demek ki ben o seviyenin altında fiyatlandırmışım.

Ders 4: Ön ödeme almadan özel sipariş çalışma

Hiçbir ön ödeme almadan, sadece alıcının talebi ve tarifi üzerine yapılan el emeği ürünler ve sonrasında ulaşılamayan, mesajlara cevap vermeyen ya da almaktan vazgeçtim diyen alcılar..Elde kalan ürünler..Gerilen sinirler, dökülen gözyaşları..

Herhangi bir ödeme almadan sipariş çalışan satıcılar var, yok değil. Ama kendilerine göre geçerli sebepleri var.

Normal şartlar altında özel sipariş talebiyle gelen kişiler tanıdıksa bu size kalmış ama tanımadığınız bir kişi ise kesinlikle herhangi bir ön ödeme almadan çalışmaya başlamayın, bu konuda ısrarcı olanları ise önemsemeyin, müşteriyi kaçırırım diye düşünmeyin.

Her ne kadar özel sipariş çalışmak kendi içinde riskli bir iş olsa da, illa yapacağım diyorsanız şöyle bir çalışma şekli izleyebilirsiniz: İlk başta ödemenin %50 'sini alıp, süreç içinde ürünün fotoğraflarını gönderebilir, daha sonra biten ürünü dükkanda listeleyip kalan %50'yi alabilirsiniz.

Ders 5: Ürünü sağlam paketle


Sırf iyi paketlemediğiniz için yolda zarar görmüş bir üründen dolayı zaman, emek ve para harcamak zorunda kalmamak için ürününüzün niteliğine göre en sağlam şekilde paketleyin. Nalburdan metre ile baloncuklu paket alın ve paketlerken elinizi korkak alıştırmayın. Fazla paketlemekten kimseye zarar gelmez :) Bir de küçük tavsiye: Adreslerin üstüne mutlaka şeffaf koli bandı yapıştırın.

Ders 6: Satışları arttırmak için sürekli indirim ve kampanya yapma

Bunu şu açıdan söylüyorum: Dükkanında birçok eksikler olmasına rağmen hiç satış yapamadığından yakınan ve bunun için çareyi indirim yapmakta bulan ve olur olmaz kampanyalar, indirimler yapan dükkan sahipleri var. İndirim ve kampanya satışları arttırmak için ilk değil, son seçeneğiniz olmalı. Peki neyden sonra? Eğer satış yapamıyorsanız, ilk yapmanız gereken indirim değil, dükkanınızın tam ve eksiksiz olduğundan emin olmaktır. Önce dükkanınıza bir bakın, eğer fotoğraflar, ürün başlığı, ürün bilgisi, kargo bilgisi, satış politikaları, profil sayfası, etiketleme doğru ve eksiksiz ise ancak o zaman indirim, kampanya..vs uygulayın.

Belki  fiyatlarınız yüksek olduğu için değil, dükkanınıza gelen olmadığı için satış yapmıyorsunuzdur? Ziyaretçi sayısının az olmasının sebebi ise etiketlemelerin ya da tanıtımınızın yetersiz olmasıdır?

Ya da bir şekilde ziyaretçi sayınız fazladır ama fotoğraflar gelenlerin geldiği gibi çıkmasına sebep oluyordur.

Ders 7: Alıcılarla arkadaşınla konuşur gibi konuşma

Çok şükür ben böyle bir şey yapmadım hiç, yapamam da zaten ama hiç tanımadığı alıcılarla canımlı filan konuşanları duydum. :) Bunun sıcaklıkla, samimiyetle alakası yok. Bir şey sormak için mesaj atan kişilere veya sizin mesaj attığınız alıcılarla ne çok resmi ne de arkadaşımızla konuşur gibi konuşmalı. Samimi ama belli bir üslupla konuşmak en doğrusu. Sonradan sonraya belki sık mesajlaştıysanız samimiyeti ilerletmişsinizdir o ayrı tabi..

Ders 8: Mesaj atanlara geri dön

Gelen mesajları cevaplamamak ya da geç cevaplamak gibi bir seçeneğiniz yok. Hatta ne kadar çabuk geri dönerseniz o kadar iyi. Hele ki bu sorun yaşayan bir alıcı ise. Sorunu tamamen görmezden gelmek ve mesajı cevapsız, sorunu çözümsüz bırakmak ise en kötüsü.

Ders 9: Bulanık ve karanlık fotoğrafları yok et



Fotoğrafları bulanık ya da karanlık olduğu sürece o ürünün satma şansı yok denecek kadar az. O yüzden boşuna kendinizi üzmeyin, neden satış yapamıyorum diye. Fotoğraflarınız net ve aydınlık olana kadar silin, tekrar çekin, bir daha silin, bir daha çekin. Ama asla dükkanınıza karanlık/bulanık fotoğraf yüklemeyin.
Fotoğraf çekimiyle ilgili daha önce yazmış olduğum yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


Ve Ders 10 EN ÖNEMLİ DERS:

Ürün listeledikten sonra arkana yaslanıp bekleme!

Unutmayın, online dükkan devamlı olarak emek ve zaman isteyen bir uğraştır. Her zaman dükkanınıza eleştirel gözle bakmalı, eksiklerini tamamlamalı, eklemeler-çıkartmalar yapmalı, gerekirse uzun süredir satmayan ürünleri yeniden fotoğraflamalısınız. Ne zamanki dükkanınızı biraz ihmal ettiğinizde satışların düşüğünü hatta durduğunu göreceksiniz. Yeni ürünler listeleyerek dükkanı canlı tutmalı, hem online hem offline tanıtım faaliyetlerine ara vermeden devam etmeli, müşterilerinizle ilişkilerinizi sıcak tutmalısınız.

Ve elbette bu yolda çoğu şeyi bizzat yaşayarak öğreneceğiz, kimi zaman hatalar yapacağız ama bu hataların sorumluluğunu alarak ve çözüme yönelik hareket ederek hatalardan ders çıkaracak ve bu işten keyif almaya bakacağız. Unutmayın, en önemlisi keyif almak, emeklerinizin karşılığında mail kutusunda gördüğünüz "Tebrikler! Ürününüz satın alındı" yazısının keyfi hiçbirşeyle değişilmez çünkü :)

Sizlerin de "ben de bunu yaşadım, öğrendim" dediğiniz tecrübeleriniz var mı? Ya da konuyla ilgili sormak istedikleriniz? Bu yazıya yorum olarak yazabilirsiniz.

Online Dükkan Sahipleri Yurtiçi ve Yurtdışına Nasıl Kargo Gönderebilirler?

E-ticaret sitelerinde dükkan açmayı düşünenler için genelde kargo meselesi ilk başta sıkıntı oluşturuyor. Hangi firmayla göndermeli, fiyatlar nedir, alıcı ödemeli nasıl oluyor? Hatta daha önce hiç kargo göndermemiş olanlar da var ve bazen ilk satışın ardından bir telaş alıyor :) Forum'larda "acil!" başlığıyla sorulan sorulara cevap aranıyor.



                                   Organik Sabunlar

Bir e-ticaret sitesinde dükkan açmış ve nispeten küçük hacimlerde gönderim yapacak olan biriyseniz kargolama meselesiyle ilgili aklınızdaki temel sorulara yanıt olacak bir yazı hazırladım. Ve de öncelikle "Online Satış Kılavuzu" olarak kaleme aldığım yazıları okumak isterseniz tümüne buradan ulaşabilirsiniz.


Birkaç önemli bilgi:

Dükkanınızı açarken öncelikle ücretsiz kargo mu yoksa alıcı ödemeli şekilde mi çalışacağınızı belirleyin.

Alıcı ödemeli çalışacaksanız, kargo fiyatını ya da fiyat aralığını belirleyip her ürün bilgisinde mutlaka belirtmeniz gerekiyor. Kargo bilgisi bölümü kesinlikle boş bırakılmamalı ya da anlaşılmaz, belirsiz olmamalıdır. Ulaştırma masrafının alıcıya ne kadara mal olacağını net şekilde belirtmek durumundasınız.

Ücretsiz kargo şeklinde çalışıyorsanız, yine her kargo bilgisinde kargonun ücretsiz olduğunu belirtin. Hatta dilerseniz bunu öne çıkartarak bir satış taktiği olarak kullanmanız mümkün.

Ücretsiz Kargo Sunmak Avantaj Sağlar mı?


Ücretsiz kargonun cezbedici olduğu ve satışlara olumlu etki ettiği konusunda şu doğrudur diye bir şey söylemek zor. Çünkü ücretsiz kargo demek kargo ücretini sizin üstlenmeniz demektir ki bu kimi satıcı için kar marjlarına bağlı olarak üstlenmesi mümkün olmayan bir masraftır. Hangi gönderim politikasının daha iyi olduğu tamamen size bağlı.

Gelelim gönderileri nasıl yapacağımıza:


YURTİÇİ GÖNDERİLER

PTT KARGO



Gönderim ücreti 1 kg'a kadar şehiriçine 3 TL, şehirdışına 4 TL. Her 1 kg fazla ağırlık için bu fiyat artmaktadır. Dolayısıyla kendi ürünlerinizin ağırlığına göre bir fiyat aralığı belirlemelisiniz.

PTT'nin farklı boylarda ücretsiz kutuları bulunmakta. Ürünün boyutuna göre bu kutulardan birini kullanabilirsiniz. Eğer küçük ve hafif parçalar gönderiyorsanız, havalı zarfta gönderim yapabilirsiniz. PTT’de havalı zarf bulunmuyor, kırtasiyeden almanız gerek.

Gönderi Takip Numarası

Ne içinde gönderim yaparsanız yapın, mutlaka ama mutlaka gönderi takip numarası alın. Bunun için küçük bir kağıt dolduruyorsunuz. Böylelikle gecikme, kayıp gibi bir olay yaşadığınızda (ki gecikmeler can sıkıcı şekilde sık olabiliyor) internetten sorgulatabilirsiniz. Elinizde numara varsa önünde sonunda pakete ulaşma imkanınız olur. Aksi halde paketiniz Allah’a emanet!

Geciken Paketler

PTT Kargo’nun avantajı fiyatının çok uygun olması, dezavantajı ise geç gitmesi ve alıcılardan “paketim hala gelmedi” mesajları almanız :) Bunun önüne şöyle geçebilirsiniz:

“Alıcılara avantajlı fiyatlar sunmak amacıyla gönderimlerinizi PTT kargo ile yaptığınızı, ancak özel kargo şirketlerine göre gönderilerin daha yavaş ulaşma ihtimalinin olduğunu ve bundan dolayı nadiren de olsa yaşanacak gecikmelerde size ulaşılabileceğini ve çözüm getireceğinizi” belirtebilirsiniz.

Yine de paketin daha çabuk eline geçmesini isteyenler olabilir ve size mesaj atarak sorabilirler. Böyle bir talep geldiğinde özel kargo şirketinden fiyat alın, alıcıyı bilgilendirip ondan sonra gönderimi yapın.

ÖZEL KARGO ŞİRKETLERİ
Pahalı oldukları doğru ama hızlı ve nispeten sorunsuz ulaştırdıkları için çok iyiler. Önce semtinizdeki kargo şubeleriyle birebir görüşüp, herhangi bir indirim yapıp yapamayacaklarını, özel bir kampanyaları olup olmadığını öğrenin. Pazarlık edebilirsiniz, online dükkanınız olduğunu, yüksek hacimde olmasa da haftalık belli bir miktar paket çıkaracağınızı söyleyin, belki birşeyler yapabilirler.

Kargo firması ve gönderim şekli tamamen sizin tercihinize kalmış bir konu. Önemli olan, kötü bir sürprizle karşılaşmamak için gönderinizin ne kadar tutacağını satışa başlamadan bilmeniz. Özellikle uluslararası gönderimlerde bu çok daha önemli:

YURTDIŞI GÖNDERİLER



                               Harita Kol Düğmeleri

Yurtdışına gönderim ilk başta korkutucu geliyor; fiyatı ne olur, ya çok pahalıysa, ya ulaşmazsa, ya kaybolursa..

Bu anlamda yaşanan birçok olumsuz tecrübe var. Gelmeyen, aylar sonra gelen, gümrüğe takılan paketler..vs

Ancak benim yaşadığım ya da Etsy’deki satıcıların yaşadıklarından şunu söyleyebilirim:

Ya Paketim Ulaşmazsa?

Uluslararası gönderilerin varış süresi çok değişkenlik gösterebiliyor. Bunun için bir aralık belirleyin ve bu süreyi aşarsa alıcının size ulaşabileceğini belirtin. Benim sürem Avrupa için 7-10 gün, ABD için 15-20 gün, geri kalan için 20-30 gün şeklinde.

Belirlediğiniz süre içinde ulaşmayan paket mesajı alırsanız belli bir süre daha beklemeyi ve o süreden sonra harekete geçmeyi teklif edebilirsiniz. O zaman takip numarasından ya da dilekçe vererek paketin peşine düşeceksiniz. Paketi bulma ihtimaliniz yok değil. Hiç bulamadığınız durumda ise bazen paket ya size geri geliyor, ya aylar sonra alıcıya ulaşıyor..vs

Bir keresinde ABD’ye gönderdiğim bir paket alıcıya ulaşmadı. Ben de satış politikam gereği herhangi bir ücret talep etmeden aynısından bir daha gönderdim. Sonra kadın bana mesaj attı, her iki paket de eline geçmiş :) Ve ikinci gönderdiğimin de parasını ödemek istediğini söylemiş. :) Böyle olaylar da yaşanıyor.

Önemli olan sizin önceden belirlenmiş satış politikalarınızın olması ve bir sorun yaşandığında onun doğrultusunda hareket etmeniz.

Kayıp, Zarar Görme..vs Politikalarınızı Belirleyin


Mağduriyeti giderici ve gerektiğinde maliyeti üstlenici satış politikaları belirlemek gözünüzü korkutmasın çünkü alıcının bir sorun yaşandığında çözüleceğini biliyor olması alım kararını olumlu yönde etkiliyor ancak bunlar nadir yaşandığı için satıcıya toplamda önemli bir maliyet oluşturmuyor.

Hiç satış politikanızın yoksa da sorunun çözümü tamamen sizin insiyatifinize kalmış.

Gönderim Şekli

Tüm ülkelerde uluslararası gönderimlerinde dükkan sahipleri genelde kendi ülkelerinin ulusal posta hizmetini kullanıyorlar. Çünkü özel kargo firmalarının fiyatları imkansız seviyelerde. PTT ile gönderdiğinizde elinizden gelen en iyi şey paketin takip numarasını almanız. Bunun için yine küçük sarı saman kağıtlardan doldurun.

Fiyatlar

Gönderi fiyatlarına gelince en iyi seçenek yüzeyden. Bunun için yine dilerseniz havalı zarf içinde ya da PTT’nin kutularıyla gönderebilirsiniz. Ülkelere ve ağırlığa göre fiyatlar değişkenlik gösterdiğinden yapılacak en iyi şey ortalama ağırlıkta bir ürününüzü paketleyerek PTT’den fiyat almanız. Benim maks. 500 gr tutan gönderilerim en uzak ülkeye 10 TL’ya gitti şimdiye kadar. Avustralya’ya 3,5 TL’ya giden paketim de oldu.

PTT’nin yurtdışına alıcı ödemeli gönderme seçeneği yok. Bu yüzden çalıştığınız sitenin sistemine göre değişmekle birlikte, alıcı ile görüşerek, satış öncesi gönderi ücretini ürüne ekleyip fiyatı revize edebilirsiniz.


Benim unuttuğum ya da sizin sormak istediğiniz şeyler olursa yazıya yorum bırakabilirsiniz, elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım. Yazının faydası olmasını dileğiyle, herkese bol ve hayırlı satışlar! :)

26 Mart 2011 Cumartesi

Google Doodles-Google Logoları

Bayram, yıldönümü gibi özel günlerde, bir sanatçı/yazar/bilim insanının doğum yıldönümüde Google'ın anasayfasındaki logoda o güne özel dekoratif değişiklikler yaptığını biliyorsunuz. Mesela en son birkaç gün önce Evliya Çelebi'nin 400. doğum yıldönümü sebebiyle ona özel bir tasarımla çıktı karşımıza.

Bu logolar sadece tek bir ülkede, seçili birkaç ülkede ya da global olarak yayınlanabiliyorlar. google.com/logos adresinde Google'ın 1998 yılından günümüze yapmış olduğu tüm logoları bulabilirsiniz. Harika bir kaynak, tasarımla ilgileniyorsanız mutlaka incelemeniz gerek. İlk başlarda daha "muhafazakar" değişiklikler yapılırken zamanla daha yaratıcı ve dramatik değişikliklerin yapıldığı da dikkat çekiyor. Öyle ki, bazısında Google yazısı okunmuyor bile :)
Jackson Pollock's Birthday- Courtesy of the Pollock-Krasner Foundation / ARS, NY - (Global)

 


            Birthday of Constantin Brancusi - (Selected Countries)



Ayrıca ABD'de 4 senedir bir Doodle (logo) yarışması düzenliyorlar. Doodle tarihçesiyle ve bu yarışmayla ilgili bilgiye buradan ulaşabilir, geçen yılın farklı yaş gruplarındaki birincileri burada görebilirsiniz.

Google ve Google Doodle ürünlerini bulabileceğiniz bir de mağaza bulunmakta.

Önümüzde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı var. Google'ın bugüne kadar 23 Nisan'a özel yaptığı logolar da aşağıda:

 2007
 
 2008
(2008 yılının logosu Türkiye çapında düzenlenen bir yarışma ile belirlenmişti. O zamanki yarışmayla ilgili bilgileri ve finale kalan tüm logloarı burada görebilirsiniz. Kaynak Türkçe.)

2009

 2010







21 Mart 2011 Pazartesi

BilgiArena Girişimcilik Zirvesi ve Bilgi Üniversitesi'nde 1 Ders Ücretsiz MBA :)


Geçen hafta Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen BilgiArena “360° Girişimcilik” etkinliğindeydim. Konunun farklı yönleriyle ilgili konuşmacılar seçilmişti. Yeni girişim alanları, nasıl ve nereden girişim desteği veya yatırım alınabileceği, başarı öyküleri, e-ticaret, iş fikrini hayata geçirme gibi konular konuşuldu. Etkinliğe 2. ve 3.gün katıldım.

Benim dinlediklerimden kısa notlar şöyle:

Canan Çelebioğlu (Çelebi Holding YK Başkan Vekili)
Kendisi "bugünlere nasıl geldiklerini" anlattı. Bu tabir çok klasik farkındayım ve belki sıkıcı geldi size ama gelmesin, çünkü bence böyle hikayeler "ben de başarabilirim" dedirtiyor insana, özellikle üniversite öğrencileri için çok değerli. Yani çoğu zaman "neden ben olayım ki" deriz ya, işte bu hikayeler "neden o kişi ben olmayayım" dedirtiyor. Anlattıkları bir gerçeği tekrar onayladı benim gözümde..Çok çalışmak ve her şey bitti dendiği anda bazen "doğanın eli"nin neler yapabileceğine inanmak!

Kutlu Kazancı, Elbruz Yılmaz, Nevzat Aydın, Uğur Şeker (Galata Business Angels)
(Nevzat Aydın yemeksepeti.com'un kurucusu..Dragons' Den'i izleyenler varsa bilir.)

Kendi kariyer yolculuklarından ve yeni girişimlere nasıl yatırım yaptıklarından bahsettiler. Benim konuşmadan aklımda kalan en önemli nokta fikre değil, kişiye yatırım yapıldığını söylemeleriydi...Yoksa başka bir konuşmada mı söylendi bu? Neyse! Sonuçta hangi konuşmada söylenmiş olursa olsun, çok süper bir fikrim var diye ortada gezen ve yatırım arayan girişimcilere duyurulur!

Bir de Kutlu Kazancı iki anekdot anlattı, bu da girişimcilerin kulaklarına küpe olsun! Bir defasında yatırım yaptıkları gençlerin ilk etapta bilgisayar almaları gerekiyormuş. Adamlar gitmiş 4 adet Mac'in en pahalı janti modelini almışlar ve tabi para aynen bitmiş. Geri geldiklerinde Kutlu Kazancı gençleri geri gönderip, bilgisayarları sattırmış ve onların yerine daha ucuz ve de 2.el bilgisayarlar alınmış. :)

Bir keresinde de gelen bir iş planında işe alınacakların listesi varmış. Bakmış listenin sonunda CAYCİ yazıyor. Kutlu Kazancı bu ne demiş meğer o çaycıymış :)) Yani daha işin başında çaycı almayı planlıyorlar. Biz de şirket yönetmiyoruz ama bu kadarına da pes gerçekten! :)

Güçlü Gökozan (Buldumbuldum.com Kurucusu)
Sunumu çok eğlenceliydi. Zaten aksi mümkün değil! Ürünler o kadar eğlenceli ki, gülmeden anlatmak imkansız. :) Onun konuşmasından çıkardığım önemli not ise şu oldu: Kendisine, "bu işe girmeye karar verdiğinde piyasada benzer girişimlerin olup olmadığını, varsa kendilerinin nasıl öne çıktıklarını ve başarılı olduklarını" sordum. O da "vardı, ama bu tarz ürünlerin yanında uçan helikopter..vs gibi bazı ürünler de satıyorlardı, konumlandırmaları yanlıştı, net değildi" gibi bir cevap verdi. Gerçekten kendilerinin sattıkları ürünlerde ortak bir kriter var: Eğlenceli, beklenmedik ve aynı zamanda fonksiyonel ürünler.
Sandwich şeklinde pasta kalıbı


Yastık Kravat Telefon Desteği Pompa

Ayrıca yakın zamanda benzer konseptte "eğlence" satmaya başlayacaklarının haberini verdi. Küçükken vinç, forklift opearatörü olmak isteyen beylerin hayallerini gerçekleştirebilecekleri türden eğlenceler olacakmış :)

Anıl Süren (sehirfırsati.com Direktörü)
Groupon'un Türkiye'ye nasıl giriş yaptığını ve iş modellerini anlattı. Son zamanlarda, restaurantlarda bu kuponları kullanan ve kendilerine 2. sınıf müşteri muamelesi yapıldığını söyleyenleri okuyorum internette. Anıl Bey'e bu konuyu sordum. Kendisi, bu işin amacının reklam olduğunu, çoğu işletmenin modeli anlamadıklarını ve böyle yaparak kendilerini baltaladıklarının farkında olmadıklarını söyledi.

Didem Evgulu (Şölen Çikolata Marka Müdürü)
Yeniledikleri Şölen Biscolata ürünlerini, viral hale gelen reklamlarını (altta videosu olan) ve Şölen markasını nasıl yeniden şekillendirdiklerini anlattı. Biscolata kadınları hedef alan bir ürünmüş. Hemen her üründe olduğu gibi bisküvi reklamlarında da hep kadınlar kullanıldığı için böyle farklı bir şey yapmak istemişler.





Soruma verdikleri cevapla Şölen markasını ETİ ve Ülker'in yanında konumlandırdıklarını öğrendim. Zor bir işe kalkıştıklarının farkındalar, kolay gelsin diyorum. :)

3.günün konuşmacılarından olan ve merakla beklenen Alphan Manas'ın hastaneye kaldırıldığını öğrendik ve konuşması iptal oldu. Yerine Bilgi Üniversitesi'nde MBA öğrencilerine E-Ticaret ve İstatistik dersleri veren Prof. Şule Özmen'in e-ticaret konulu bir konuşma yapacağını öğrendik.

Alphan Manas'a öncelikle geçmiş olsun diyorum. Kendisini dinlemeyi gerçekten çok istiyordum ve yerine başka bir konuşmacının geleceğini öğrenince de üzülmüştüm açıkçası ama Şule Hoca'nın konuşması hem çok güzeldi, hem de konuşma sonrası kendisine soru sormaya gittiğimde çok güzel bir tesadüf oldu. Sorum gittigidiyor ile ilgiliydi ve Şule Hoca akşam gireceği MBA dersinde GG Dijital Pazarlama Müdürü'nün konuk hoca olduğunu, istersem gelip ona sorabileceğimi söylemesin mi! Tabi ki sevincimi tahmin edemezsiniz. Akşam 7'deki derse müthiş bir istek ve coşku ile gittim. GG Pazarlama Müdürü'ne hem sorumu sordum, hem de dersi dinledim.

Gülbin Hanım, GittiGidiyor'un SEM, SEO, affiliate marketing ve e-mail marketing'i nasıl kullandığını ve uyguladığını anlattı. Ben de bu uygulamaların gerçek iş hayatında nasıl yapıldığını ilk ağızdan dinleme fırsatı bulduğum için çok mutlu oldum.
Ayrıca Şule Hoca bizi MBA derslerine davet etti, en kısa zamanda tekrar gideceğim kendisine haber vererek. :)

10 Mart 2011 Perşembe

"Hava" İle İlgili 2 Fotoğraf Yarışması


Malum bugünlerde gündemi havalar meşgul ediyor. Ben de "havayla" ilgili rastladığım 2 fotoğraf yarışmasından sizi haberdar etmek istiyorum. Birini İGDAŞ, diğerini Airports Ladies grubu düzenliyor.

İGDAŞ "İstanbul Doğalgazla Nefes Alıyor" Fotoğraf Yarışması

İstanbul doğalgazla tanıştıktan sonra hava kirliliğin hissedilir oranda düştüğü ve kışın daha rahat nefes aldığımız bir gerçek.

İşte siz de İstanbul'da yaşanan bu değişimi, fotoğraflarınızla belgeleyebilirsiniz.

Yarışmaya katılmak için ya İGDAŞ abonesi olmak ya da doğalgaz kullanılan bir yerde (ev, yurt..vb) ikamet ediyor olmak gerekiyor.

1.lik ödülü 5000 TL ve farklı dereceler için ödüller de bulunuyor.

Son katılım tarihi 25 Mayıs 2011 Çarşamba.

Şartname'ye buradan, katılım formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Airports Ladies "Kadın Gözüyle Havacılık" Fotoğraf Yarışması
"Havacılık, Havalimanları ve Kadın" konulu yarışmaya fotoğraf ve/veya makale dalında katılabilirsiniz.

Yarışma 18 yaşından büyük bütün kadınların katılımına açık.

Son tarih 30 Nisan 2011 Cumartesi.

Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Bol şans!

9 Mart 2011 Çarşamba

FMCG Sektörünü Yakından Tanımak İsteyen Gençler İçin

Öğetmenlik, tıp gibi belli bölümlerde okumuyorsak, üniversitede ve hatta mezun olduğumuzda kafamız "hangi iş/sektör bana uygun, hangi sektörde çalışmalıyım" gibi sorularla doludur genelde.

FMCG yani hızlı tüketim ürünleri Türkiye'de gençlerin en çok ilgi duyduğu sektörler arasında. Zaten şu meşhur çokuluslu FMCG firmaları çoğumuzun hayallerini süslüyor. İşte bu sektörle ilgili içerden bir bakışla faydalı bilgiler veren güzel bir kaynak keşfettim. Reckitt Benckiser'in hazırladığı http://www.about-fmcg.com/ adlı site sektörün özelliklerini, geleceğini, sektörde hangi çalışma alanlarında görev alınabildiğini, nasıl bir çalışma ortamı olduğunu, kariyer basamaklarını, çeşitli görevlerdeki çalışanlarla yapılan röportajları içeriyor. Çok ayrıntılı olmayan ancak "sektör benden ne bekliyor?" sorusuna cevap bulabileceğiniz bir site.
Bu arada, siteyi Twitter'da paylaştıktan sonra Reckitt Benckiser'in retweet etmiş olması da beni ayrı bi mutlu etti. :):) Bugün tweetleşiriz, yarın iş görüşmesi yapıyoruz bakmışsın..:)
(Beni takip etmek isterseniz: SpotterBee)