29 Kasım 2011 Salı

F-Ticaret Gerçek mi?


24 Kasım’da Doğuş Üniversitesi’nde ETİCAD (Elektronik Ticaret Siteleri ve İşletmecileri Derneği)’ın desteğiyle “E-ticaret ve Sosyal Medya Konferansı” düzenlendi. Tabi ki ben de oradaydım! Önümüzdeki birkaç yazıda bu keyifli konferanstan notlar paylaşacağım.

Konferansta sosyal medya ve mobil uygulamaların e-ticaret üzerindeki etkileri konuşuldu; ödeme sistemleri, mobil uygulamalar, online/offline tanıtım, sektörde istihdam, sosyal ticaret, sanal pos uygulamaları, SEO, kargo sistemleri ve Türkiye’nin e-dönüşümü üzerine zihin açıcı konuşmalar dinledik.

Önce Özgür Alaz’ın “F-Ticaret Gerçek mi?” adlı sunumundan bahsedeceğim.

Özgür Alaz kısıtlı süre içinde konuya genel olarak değindi ve Facebook’un e-ticarete olan katkısı ve potansiyelini anlattı.

Öncelikle şunu söylemeli, F-ticaret dendiği zaman çoğumuzun aklına Facebook üzerinden ürün satışı geliyor. Ama aslında ne sadece bu demek, ne de her zaman bu kadar doğrusal. Her zaman direk satınalma mevzubahis olmayabilir. Deneyimleri paylaşarak, tavsiye verip alarak satınalma kararını etkilemek de bunun bir parçası.

Çünkü “Şimdiye kadar sosyal medya hayatımıza girdi, artık hayatımız sosyal medyaya giriyor.” Bu yeni markalar yaratmak için birçok fırsat sunuyor.

Microsoft Office, Google Docs gibi, her yeni platform kendi markalarını yaratıyor, güçlendiriyor.

Serdar Kuzuloğu’nın dediği gibi, “Facebook’un değeri biz ilkokul arkadaşlarımızı bulalım ya da arkadaşlarımızın fotoğraflarına bakalım diye 50 milyar dolar değil, yaşayış ve satınalma kararlarımızı etkilediği için 50 milyar dolar”.

Mark Zuckerberg, Eylül’de yapılan F8 konferansında, “sizin yerinizde olsaydım sosyal ticarete yönelirdim” dedi.


Peki F-ticaretteki fırsatlar ve potansiyeller neler?
1. Lead Kanalı Olarak Facebook:
Facebook bir CRM mecrası olarak çok büyük potansiyele sahip. Bu müşteri ilişkilerini iyi yönetebilmek ve güçlendirmek için müthiş bir fırsat.
2. E-ticaret Girişimini Facebook’a Taşımak:
Ürünler Facebook üzerine taşınarak bir satış mecrası olarak kullanılabilir ancak illa satışı Facebook üzerinden sonlandırmak kritik değil, ürünlere tıklandığında ana satış sitesine yönlendirilebilir.
3. Facebook’u E-Ticaret Girişiminize Taşımak
İnsanlar Facebook’ta yaptığı her şeyi sitenizde yapabilsin, bunun için Facebook araçları siteye taşınabilir. Kendisi buna örnek olarak Tripadvisor uygulamasını verdi. Tatile gitmeyecekseniz bile vizyonu deneyimlemek için üye olmanız sizin için faydalı olacaktır.
4. Girişiminizi Sosyalleştirmek
Bunu da Trippy adlı siteyi örnek vererek anlattı. Burada durum biraz daha farklı; Trippy, Facebook üzerindeki dataları kullanarak seyahati baştan yaratıyor. Bunu nasıl yaptığını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.




Bu yazımın orijinalini Brandtalks.org'da bulabilirsiniz.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Umutsuz Ev Kadınları DayBuyDay’e Umut Verdi


Türkiye’de hem dizilere hem de hanımların dizilerde kullanılan giysi ve aksesuarlara olan ilgisini hepimiz biliyoruz. Kısaca hatırlatırsak, Bihter çizmesi, Hürrem yüzüğü, Feriha kolyesi ve daha bir çok ürün zamanında piyasaları alt üst etmişlerdi. Taklitleri semt pazarlarında ve işportacılarda kapış kapış gitti. Biliyorsunuz, bir şey taklit ediliyorsa, pazara düştüyse, o “olmuş” demektir. Zaman oldu markalar, kızlarının tarzıyla konuşulan dizilerin ismiyle koleksiyon çıkardı. Dizi sponsorlarını ve hatta sahne sahne giyilen giysilerin markalarını resmi sitelerinde veren kanallara moda bloglarında hayır duaları okundu. Kısacası ilgiyi ve talebi fark etmemek elde değildi.

Elbette buna bağlı olarak bu talebi karşılamak isteyen bir çok girişimci ortaya çıktı. Ancak bu işin farklı boyutları ve farklı maliyetleri olduğu görüldü, çoğu çeşitli sebeplerden bu işten vazgeçti. Yine de yakın şeyler yapanlar var ama bu potansiyeli doğru kullanabilen tam anlamıyla çıktı diyemeyiz.

Ancak dediğim gibi potansiyel ortadaydı ve asıl soru “Nasıl?” idi. Bu soruyu sorarken aklımıza ister istemez özel alışveriş kulüpleri geliyor. Çünkü halihazırda zaten çok büyük bir kitleye sahipler. Tek gereken bu kitleyi bu güçle buluşturabilecekleri doğru bir hamle.

Uzun zamandır kafa yorduğum bu projeyi DayBuyDay bir işbirliği atağıyla hayata geçirmiş bulunuyor. Pazar gününden itibaren “Umutsuz Ev Kadınları” dizisiyle ortak bir kampanyayı sitesine taşıdı.


Öncelikle dizi olarak Umutsuz Ev Kadınları’nı seçmiş olmaları stratejik olarak çok doğru bir karar gibi görünüyor. ABD’de, yayınlandığı her sezon rekorlar kıran bu dizinin bu kadar tutmasında, her kadının ayrı ruhları, dünyaları temsil etmesi, dolayısıyla geniş bir kitleye hitap edebilmesinin payı büyük. Her kadın kendini bir kadınla özdeşleştirebildi. Ülkemizde ise yerli versiyonu yayınlanmaya başlayalı kısa bir süre olmasına rağmen oldukça ilgi gördü.

5 kadının her birinin ayrı tarzları var ve bu tarzları temsil eden farklı markalar bir araya gelince çok geniş bir kitleye hitap eden bir kampanya oldu. DayBuyDay bu noktayı iyi yakalamış görünüyor. Popüler kıyafetler her hafta yenilenerek sezon sonuna kadar satışa çıkmaya devam edecek ve yakın zamanda bunlara aksesuarlar ve dekorasyon ürünleri de eklenecek. Kampanyanın dizinin tanıtımına katkısı olduğu da ortada.

Rakamlar bize kararın doğruluğunu gösteriyor: Stoğun yarısı ilk 2 saatte tükendi ve tüm satışlardan elde edilen gelirin %25’i sadece bu kampanyadan geldi.

Rakipleri fırsatı mı göremedi, yapımcılarla şartlarda mı anlaşamadılar, başka projelere yoğunlaştıkları için bu projeyi değerlendirmek mi istemediler yoksa potansiyeli mi öngöremediler bilmiyorum. Ama bu kampanya bundan sonraki benzer işbirlikleri için fikirler verebilir: Örneğin popüler bir dizinin son bölümünde kullanılan kıyafet, aksesuar ve dekorasyon ürünleri ertesi gün satışa çıkabilir. Ya da diyelim vintage şuan çok moda olduğu için Umutsuz Ev Kadınları’nda kullanılan kurguya benzer şekilde dönemsel dizilerle dönemsel tarzlar yaratılabilir. Ama bir gerçek var; eğer hanımlar dizinin ertesi günü yüzük deyince dizide gördüğü yüzüğü, elbise deyince dizide gördüğü elbiseyi konuşuyorsa, o ürünü satın almaya en yakın anında demektir.

****************************************************************
Peki bu kampanyadan alışveriş yapan var mı? Sizce nasıl bir kampanya idi? Benzer kampanyalar için farklı fikirleriniz ya da şöyle bir kampanya yapılsa gibi önerileriniz var mı? Yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bu yazımın orijinalini Brandtalks'ta bulabilirsiniz.

6 Kasım 2011 Pazar

Brandtalks: Burada Marka Konuşur, Marka Konuşulur!



Sevgili Limon Yeşili takipçileri, 1 Kasım'dan itibaren e-ticaret sektörü üzerine yazılarımla Brandtalks'tayım.

Brandtalks nedir?

Brandtalks'ta marka sohbetleri yapıyoruz. Markaları, reklamları, son haberleri, sosyal medyayı, dijital dünyayı, teknolojiyi konuşuyoruz..ve gençliğin diliyle konuşuyoruz.

Benim Domino's Pizza ile ilgili ilk yazıma buradan, Etsy.com ile ilgili diğer yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

Brandtalks Facebook sayfası burada

Siteyle ve yazılarımla ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı her zaman beklerim. Ayrıca yazmamızı, paylaşmamızı istediğiniz konular varsa onları da buradan ya da Brandtalks üzerinden paylaşabilirsiniz. 

Herkesin mübarek kurban bayramını kutlarım, bayramın tüm insanlığa iyilik getirmesi dileğiyle, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu bayramlar!

1 Kasım 2011 Salı

Düşünüyor Musunuz Yoksa Yapıyor Musunuz?

Kısa ve vurucu blog yazılarını çok seviyorum.

"The Work at Home Wife" geçen gün bir yazı yazmış, düşünmek ve harekete geçmek üzerine..Yazının bir kısmını tercüme ettim, orijinalini okumak isteyenler için yazı burada.




Düşünüyor musunuz, Yapıyor musunuz?

Eğer devamlı bir şeylerle ilgili endişeleniyorsan, günden güne nasıl daha iyi endişelenir onu öğrenirsin. Ama eğer bir şeyi yapmayı düşünüyorsan, nasıl yapılır diye düşünmeyi öğreniyorsun demektir. Mutlu olduğun her an, nasıl daha da mutlu olacağını öğrenirsin. Bir şeyler yaptıkça, nasıl daha iyi harekete geçebileceğini öğrenirsin. Bugün ne öğrendin? Yarın öğrenmek istediğin nedir?

Düşünmek ve yapmak..Hepimizin sık sık içine düştüğü bir girdap. Ne yapmanız gerektiğini bilirsiniz, ama işte..


-Ya işe yaramazsa?

-Ya bildiklerim yetmezse?

-Ya herkes aptal olduğumu düşünürse?

-Ya her şeyi batırırsam?

-Ya...

-Ya...


Bu sorular, siz izin verdiğiniz müddetçe gelmeye devam eder. Ancak “Ya...?” sorusunun tek bir cevabı vardır:
                        
                            O zaman işe yaraması için gereken değişiklikleri yapacağım.

Eğer bir yere varmak istiyorsanız her şeyden önce ilk adımı atmalısınız. Ha bunun doğru yol olmadığına kanaat getirirseniz, yolunuzu değiştirirsiniz. Ama önce başlamanız gerek. Oturarak geçirdiğiniz her dakika, sizin hedefinizden bir dakika daha geriye düşmeniz demek. Daha ne kadar beklemeyi planlıyorsunuz?