17 Nisan 2021 Cumartesi

Yeni Adresim: Dijitale Girişim

Görsel cottonbro

Artık Dijitale Girişim adını verdiğim yeni adresimdeyim! Dijitale Girişim internette satış ve online girişimcilik üzerine bir bilgi kaynağı. Bu blog şimdilik var olmaya devam edecek ancak bundan sonra herhangi bir içerik girmeyeceğim. Yepyeni ve güncel paylaşımlarım için dijitalegirisim.com adresine beklerim.

27 Ocak 2020 Pazartesi

Airbnb'de Ev Kiralama ve Airbnb İndirimi Kazanma

Görsel: Pixabay.com
Bu yazımda kısaca Airbnb’den ve ev/oda kiralarken dikkat edilmesi gereken bazı detaylardan bahsedeceğim. İlk rezervasyonunuzda 130 ₺ indirim kazanmak için davet linki de bu yazıda.

Yaza daha var ama tatil hayalleri kurmanın zamanı yok 😊

Bu yazıyı yazma amacım, malum ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Ancak yaz geldiğinde 1 hafta bile olsa rahatlamayı, sıcak kumlara yatmayı, yüzmeyi, farklı yerler görmeyi özlüyoruz. Maalesef son 2 senedir pansiyonlar dahi el yakıyor. “Tatilimizden feragat etmek istemiyoruz ama bu yaz bütçeyi nasıl denkleştireceğiz, nasıl ekonomik bir tatil yapabiliriz?” diye düşünmeye başladıysanız size kendi deneyimlediğim bir alternatiften bahsedeceğim.

Yazının sonunda, Airbnb’de rezervasyon yaparken indirim kazanmak için de davet linki yer alıyor.

Airbnb, ev sahiplerinin evin tamamını veya sadece odalarını tatilcilere kiraladıkları bir sistem. Ev sahibi o evde yaşıyor da olabilir veya kendisi başka yerde yaşıyor ve boş evi kiralıyor olabilir. Ayrıca sitede deneyimler ve maceralar kategorisi altında yer alan yerel deneyimlerden de satın alabiliyorsunuz. Örneğin gittiğiniz şehir ya da ülkede yerel bir mutfak kursu, kano gezisi, at binme, fotoğraf dersi, çöl safarisi..gibi.


Görsel: Airbnb
Görsel: Airbnb
2018 ve 2019 yazında Çeşme, Fethiye ve İzmir’de konaklama için Airbnb’yi tercih ettim. Sebeplerine gelince:

Farklı arayışlar için çözüm sunması:

Kimi bir evin rahatlığını seviyor. Her yeri size ait, ev rahatlığında yaşıyorsunuz. Balkon/terasında keyif yapabilir, varsa havuzunda yüzebilirsiniz. Kalabalık gidiyorsanız uygun fiyata havuzlu evler tercih edebilir, siz size eğlenirsiniz. Tek gidiyorsanız sosyalleşme imkânı verir, diğer tatilcilerle kaynaşırsınız. Mutfak masrafından ciddi ölçüde kısarsınız. İstediğiniz yemekleri pişirebilirsiniz.


Görsel: Pexel.com
Ekonomik konaklama imkânı sunması:

Tek başına, aile veya arkadaş grubuyla..Her durumda ev seçeneği oldukça ekonomik.

Tabii ki herkes tatilde yemek yapmak istemeyebilir. “Zaten evde hep yemek yapıyorum, tatilde de yemekle mi uğraşacağım?!” diyenleri duyar gibiyim.

Ancak önceliğiniz tatil masrafını kısmaksa, yemek pişirmek sizin için sorun değilse, gıda alışverişini marketten yapmak büyük ekonomi sağlıyor.

Asgari hijyen şartlarını sağlayan, merkeze/denize ulaşımı kolay, makul bir mekan sizin için yeterliyse, Airbnb otel ya da pansiyondan çok daha ekonomik bir seçenek.


Farklı deneyimlere kapı açması:

Bu belki de benim en sevdiğim madde. Bir otel ya da pansiyonda kaldığınız zaman asla sahip olamayacağınız deneyim fırsatları sunuyor.

2018 yazında Fethiye’deydim. Evin sahibi, beni dışarıdan yabancıların alınmadığı bir eğlenceye götürmüştü. O ortamı başka türlü bulmam ve girmem imkânsızdı, gerçekten çok güzel vakit geçirmiştim. Evi boşalttıktan sonra bir sebeple Fethiye’ye dönmek zorunda kaldım. O esnada ev sahibi memleketine gitmeye karar vermiş. Yedek anahtarın yerini tarif etti ve eve girerek 2 gün de kendi kendime kalmıştım. 😊

Evin içi ve balkonundan fotoğraflar:



Çeşme’de kaldığım ev ise, Ilıca merkeze yürüyerek 5 dakika mesafede müstakil bir villaydı. Ev sahipleri bana ilk ağızdan harika tavsiyeler verdiler. Sorduğum her konuda en ince detayına kadar bilgiler aldım. Evin sahibi kendi yaptığı yöresel yemeklerden ikram etti. 

Çeşme'deki evden fotoğraflar:




Rezervasyon Yapmadan Önce Bazı Öneriler

Açıklamada yazıyor bile olsa bunları mutlaka teyit edin:
  • Genelde bütün evler ne hikmetse toplu ulaşıma yakındır😃 Toplu taşımadan indikten sonra ne kadar yürümeniz gerektiğini, nasıl ulaşacağınızı kesin olarak öğrenin.
  • Evin check-in, check-out saatleri yazılmış olsa bile, siz mutlaka hangi saatte eve giriş ve çıkış yapacağınızı ev sahibiyle konuşun. Ev sahibinin işi olabilir, o saatte dışarıda olabilir veya uyuyor olabilir.
  • Diyelim bilgisayarınızı yanınızda götürüyorsunuz, kesintisiz bir internet bağlantısına ihtiyacınız var. Wi-Fi arızasına denk gelme ihtimaline karşı sorup teyit edin.
  • Ev sahibinin çocukları olabilir ve bunu belirtmemiş olabilir. (aslında belirtilmesi gerekiyor) Çocuk sesinden rahatsız olabileceğinizi düşünüyorsanız, ne olur ne olmaz, bunu da sorup öğrenmenizde fayda var.
  • Bu problem kışın olur ama yine de eklemek istiyorum. Ev sahibi kaloriferi yatarken kapatıyor olabilir. Eğer üşüyen biriyseniz, bunu da mutlaka rezervasyondan önce kesinleştirin.
  • Evin diğer odaları da doğal olarak başkalarına veriliyor. Başka misafir olsun istemiyorsanız araştırmanızı tüm daire/ev olarak yapın.
  • Asgari mutfak gereçlerinin tam olup olmadığını ve mutfağı serbest şekilde kullanacağınızı da teyit etmenizde fayda var.
  • Özellikle tatil beldelerinde belli saatten sonra toplu taşıma ya bitiyor ya da belli noktalara yapılıyor. Arabanızla gitmiyorsanız, geç saatte varacaksanız bunu da ev sahibine sorun, alternatif ulaşım yöntemlerini öğrenin.

Airbnb’de İndirim Kazanmak İçin:

Buradaki davet linkine tıklayarak üye olursanız, Airbnb size ilk rezervasyonunuzda kullanabileceğiniz 130 ₺ indirim -Airbnb’deki adıyla seyahat kredisi- veriyor. (Siz ilk rezervasyonunuzu tamamladığınızda davet sahibi olarak bana da 65 ₺ veriliyor.)

Rezervasyon için verilen 130 ₺ indirimle beraber bir de deneyim satın alırken kullanabileceğiniz 49 ₺ indirim kazanıyorsunuz.

Şartları şu şekilde:

  • Linke tıklayarak YENİ bir üyelik oluşturmalısınız. Yeninin anlamı Airbnb’de misafir ya da ev sahibi olarak önceden oluşturulmuş bir üyeliğiniz olmamalı.
  • Linke tıkladıktan sonra 30 gün içinde üye olmalısınız. 30 gün içinde üye olmazsanız davetin geçerliliği bitiyor.
  • 130 liralık seyahat kredisini kullanabilmek için rezervasyon tutarınız Airbnb komisyonu ve vergiler hariç en az 250 ₺ olmalı.
  • Deneyimin tutarı en az 165 ₺ olmalı.
  • Seyahat krediniz ilk uygun rezervasyonunuzun ödeme sayfasında otomatik olarak görünür. Görünmüyorsa rezervasyon minimum tutarın altında kalıyor demektir. Emin olduktan sonra rezervasyonu yapın çünkü indirim geriye dönük uygulanamıyor.
  • En fazla 27 geceye kadar olan konaklamalar için kullanabilirsiniz.
  • Bu indirim, linke tıklayarak üye olduktan sonra 1 yıl boyunca geçerli.
Görsel: Unsplash.com
Güzel bir haber daha: Daha sonra 2. bir rezervasyon yapmak istediniz diyelim, yine indirim kazanma imkânınız var. Siz de başka birine kendi davet linkinizi gönderirsiniz. Size özel davet linki hesabınıza giriş yaptıktan sonra burada: Airbnb.com/invite. Davet ettiğiniz kişi link üzerinden üye olur. İlk konaklamasını tamamladığında (rezervasyon yapması yeterli değil, evden check-out yaptıktan sonra) 65 ₺ indirim kazanırsınız. Hatta Airbnb davet ettiğiniz kişiye de indirim tanımlıyor. Dilediğiniz sayıda kişiye link yollayabilirsiniz.

Daha detaylı bilgi için bu ve bu sayfaları ziyaret edebilirsiniz:

Sorularınız varsa yorumlara bırakın. Herkese şimdiden güzel tatiller 🌞


1 Ekim 2017 Pazar

El Yapımı Ürün ve Tasarımları Mağazalarda Satmak, Butiklerle Konsinye Çalışmak -2


Görsel: Generalstore
Bu yazının ilk bölümünde, el emeği ürünlerinizi ve tasarımlarınızı mağazalara konsinye vermek, toptan sipariş almak için dükkanları nasıl bulacağız, doğru dükkanı nasıl tespit edeceğiz ve amatör ruhla nasıl profesyonel yaklaşım sergileyebiliriz bunlardan bahsettim.

Ayrıca konsinye çalışabileceğiniz, kadınların üretimlerine yer veren bir mağazanın da adını vermiştim. İlk yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

İlk yazıyı yayınlayalı epey zaman oluyor. Biliyorsunuz bloga uzun zaman sonra tekrar döndüm J İlk yazıda 2. bölüm olacağından bahsetmiştim ve uzun aradan sonra da olsa şimdi yayınlıyorum. İlki oldukça uzundu, bunu daha kısa tutacağım.

Görsel: Districtsix

Mail Yazarak Mağazalara Ulaşma

- Mağazalara mail gönderirken, hepsine aynı standart maili göndermek yerine o kişiye/firmaya özgü bir mail yazmaya çalışın. Kişiselleştirilmiş mailler her zaman alıcının daha çok ilgisini çeker.

- Maili kısa ve sade tutun. İlk mailde uzun uzun özgeçmişinizden bahsetmek zorunda değilsiniz. Kendinizle ilgili detayları yüzyüze görüşmede de verebilirsiniz.

- İlk mailde fiyat vermeyin, ilgilenmeleri halinde zaten fiyat öğrenmek isteyeceklerdir. Fiyat bilgisini o zaman verebilirsiniz.

Örnek E-Mail:

Merhabalar,

Adım…. İşlerinizi sosyal medyada beğeniyle takip ediyorum. Özellikle son dönemde ürünleri geliştirdiğinizi, yeni çeşitler eklediğinizi gördüm.



Ben mağazanızın tarzına çok uygun olduğunu düşündüğüm …………… yapıyorum. Bu ürünün müşterilerinizin çok ilgisini çekeceğine inanıyorum.

Sizden konsinye çalışma imkanlarınız hakkında bilgi rica ederim.

Örnek birkaç ürünümü ekte paylaşıyorum.

İyi çalışmalar ve hayırlı satışlar dileğiyle,

Saygılarımla

İsim
Marka İsmi

Varsa online dükkan adresi: ……..
Instagram veya Facebook  : ………

Ben daha önce buna benzer şablonda bir mail göndermiştim. İlk defa yazacaklar için fikir amaçlı paylaşıyorum. Siz istediğiniz gibi düzenleyin, ekleme, çıkartma yapın.

- Maile en fazla 3-4 kare ürün görseli koyun. Fotoğrafı en iyi, en güvendiğiniz ürünler olsun. Telefonunuzdaki appleri ya da internetteki kolaj sitelerini kullanarak aşağıdaki gibi bir görsel yapabilirsiniz, böylece tek karede daha çok ürün gösterebilmiş olursunuz. 

Kolajı PC’de yapacaksanız http://www.fotor.com basit ve kullanışlı bir site.



Nahıl Dükkan

İlk yazıda Nahıl’dan bahsetmiştim. Nahıl KEDV'in (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı) işletmesi. Faaliyetlerine aynı yerinde devam ediyor. Müşteri kitlesine ve piyasa şartlarına göre sizi yönlendirebilirler. Önerilere açık olun. Ancak  farklı, talep göreceğine inandığınız yeni ürün fikriniz varsa önerinizi götürün.



İpucu: Müşteriler özellikle Sevgililer Günü, Babalar Günü ve Yılbaşı dönemlerinde erkeğe alınacak hediye sormaktalar ancak bu alanda çeşit pek fazla yok. İlgi göreceğini düşündüğünüz erkek ürünleri yapıyorsanız avantajlı olabilirsiniz.

Her yerde olduğu gibi Nahıl’da da yılbaşında hediye satışları hızlanıyor. Yılbaşına az kaldı, fırsatı değerlendirin. Yerleri Beyoğlu'nda. https://www.nahil.com.tr/

6 Aralık 2011 Salı

Türk’ün Mobille İmtihanı: Mobil Kullanıcı Profili


24 Kasım’da Doğuş Üniversitesi’nde gerçekleşen “E-Ticaret ve Sosyal Medya” konferansıyla ilgili notlara 2. yazımla devam ediyorum. İlk yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Bu konferansta konuşulan konulardan biri de hiç şüphesiz “Mobil”di. PayPal Türkiye Ülke Direktörü Kıvanç Onan ödeme alışkanlıklarını ve PayPal’ın mobil ödemeyi biçimlendirmesini anlatırken, Pordiva CTO’su Ercan Balcı bizlerle mobil kullanıcı profili ve mobilin gelişimini paylaştı.

Türkiye’de mobilin 1. dönemi insanların “mobille tanışması”. İlk zamanlar cep telefonları bizim için birer statü sembolüydü -bence hala öyle ama bu başka bir konu :) , bir mekana cep telefonuyla konuşarak girdiğinizde bütün gözler üzerinize çevrilirdi. “Evet bir cep telefonum var ve faturamı ödeyebiliyorum” havasıyla dolaşılırdı. Cep telefonlarının sabit telefonlar gibi değil, sadece bize ait, özel eşya kategorisinde olduğunu fark ettik. Onu kişiselleştirdik ve sahiplendik. Bununla beraber Türk insanı duygularını SMS’lerle yansıttı. Yardım kampanyaları, yarışma oyları ile bir motivasyon aracı oldu.
2. dönem “mobilde bilinçlenme” idi. Cep telefonlarımıza hakim olmaya başladık. Daha bilgisayarın ayarlarına hakim değilken cep telefonlarının ayarlarına hakim olduk. Ercan Bey, e-ticaretin önündeki engellerden bir tanesinin insanların bilgisayarlarına hakim olmamasını düşündüğünü belirtti. Cep telefonlarına bu hakimiyet mobil ticaretin önünü açtı. Bu dönemde güven unsuru da inşa edilmeye başlandı çünkü operatörlerin call-centerları ile her soru ve sorunumuz için iletişime geçebiliyorduk. Son olarak da tabi ki hız ve kolaylık sağlaması onu iyice vazgeçilmez hale getirdi.
3. dönem “internet ve akıllı telefonlar” dönemi. Mobil dünya için dönüm noktası 30 Temmuz 2009’da Türkiye’ye 3G’nin gelmesiydi. Herkes görüntülü görüşme patlayacak sandı ama insanlar zaten konuşuyordu, 3G ile yeni bir şey beklendi. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada böyle oldu.
3G ile mobil internet ve uygulama dünyası ile tanıştık. Şu anda firmalar “Mobil internet sitesi mi yaptırmalı, uygulama mı? Yoksa Apple Store’da mı olmalı?” diye soruyorlar. Ercan Bey firma örneğin inşaat firması ise Apple Store’da olmasının anlamsız olduğunu söyledi ve Google’ın mobil uyumlu internet sitelerini indexte öne aldığını ekledi. Yani eğer web siteniz mobil uyumlu ise, mobilde Google ile arama yapıldığı zaman, mobil uyumlu siteler üst sıralarda gösteriliyor. Bu çok değerli bir fırsat.

Bu dönemde mobile özel içerik üretilmeye başlandı ve mobil teknolojiler hayatımıza girdi. Ercan Bey mobil teknolojilerin satın alma davranışlarımızı nasıl etkilediğini bir anısıyla anlattı: Bir arkadaşı, diğer arkadaşının üstündeki ceketi çok beğeniyor. Nereden, ne kadara aldığını soruyor, hatta bir de deniyor :) Hemen o anda markanın mobil uygulamasını indirip, satın alıyor. Oysa satın almak için eve gitmeyi bekleseydi motivasyonu kaybolabilirdi.
4. dönem “mobilde paylaşım” dönemi. Artık herkes sosyal ağlarda, entegre yaşıyoruz. Her an her yerde online olabiliyoruz.
Bir Pordiva projesi olan cepyol.com da buna güzel bir örnek. Cepyol.com, ulaşım firmalarının bilet satışı yaptığı bir platform. Bu yeni bir şey değil, ancak kimi firmalar cepyol.com üzerinden yaptıkları satışın en çok satış yapan ofislerinden daha çok olduğunu söylüyormuş ki bu gelinen noktayla ilgili bize fikir verebilir. Cepyol.com’un iPhone uygulaması da bulunuyor.
Son olarak, hani şu yılların çok meşhur sloganı vardır: “Size bir telefon kadar yakınız”. Herkese bir telefon kadar yakın olmak artık daha anlamlı. Dolayısıyla artık firmalar stratejilerini buna göre oluşturmalı.




Bu yazımın orijinalini Brandtalks.org'ta bulabilirsiniz.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Umutsuz Ev Kadınları DayBuyDay’e Umut Verdi


Türkiye’de hem dizilere hem de hanımların dizilerde kullanılan giysi ve aksesuarlara olan ilgisini hepimiz biliyoruz. Kısaca hatırlatırsak, Bihter çizmesi, Hürrem yüzüğü, Feriha kolyesi ve daha bir çok ürün zamanında piyasaları alt üst etmişlerdi. Taklitleri semt pazarlarında ve işportacılarda kapış kapış gitti. Biliyorsunuz, bir şey taklit ediliyorsa, pazara düştüyse, o “olmuş” demektir. Zaman oldu markalar, kızlarının tarzıyla konuşulan dizilerin ismiyle koleksiyon çıkardı. Dizi sponsorlarını ve hatta sahne sahne giyilen giysilerin markalarını resmi sitelerinde veren kanallara moda bloglarında hayır duaları okundu. Kısacası ilgiyi ve talebi fark etmemek elde değildi.

Elbette buna bağlı olarak bu talebi karşılamak isteyen bir çok girişimci ortaya çıktı. Ancak bu işin farklı boyutları ve farklı maliyetleri olduğu görüldü, çoğu çeşitli sebeplerden bu işten vazgeçti. Yine de yakın şeyler yapanlar var ama bu potansiyeli doğru kullanabilen tam anlamıyla çıktı diyemeyiz.

Ancak dediğim gibi potansiyel ortadaydı ve asıl soru “Nasıl?” idi. Bu soruyu sorarken aklımıza ister istemez özel alışveriş kulüpleri geliyor. Çünkü halihazırda zaten çok büyük bir kitleye sahipler. Tek gereken bu kitleyi bu güçle buluşturabilecekleri doğru bir hamle.

Uzun zamandır kafa yorduğum bu projeyi DayBuyDay bir işbirliği atağıyla hayata geçirmiş bulunuyor. Pazar gününden itibaren “Umutsuz Ev Kadınları” dizisiyle ortak bir kampanyayı sitesine taşıdı.


Öncelikle dizi olarak Umutsuz Ev Kadınları’nı seçmiş olmaları stratejik olarak çok doğru bir karar gibi görünüyor. ABD’de, yayınlandığı her sezon rekorlar kıran bu dizinin bu kadar tutmasında, her kadının ayrı ruhları, dünyaları temsil etmesi, dolayısıyla geniş bir kitleye hitap edebilmesinin payı büyük. Her kadın kendini bir kadınla özdeşleştirebildi. Ülkemizde ise yerli versiyonu yayınlanmaya başlayalı kısa bir süre olmasına rağmen oldukça ilgi gördü.

5 kadının her birinin ayrı tarzları var ve bu tarzları temsil eden farklı markalar bir araya gelince çok geniş bir kitleye hitap eden bir kampanya oldu. DayBuyDay bu noktayı iyi yakalamış görünüyor. Popüler kıyafetler her hafta yenilenerek sezon sonuna kadar satışa çıkmaya devam edecek ve yakın zamanda bunlara aksesuarlar ve dekorasyon ürünleri de eklenecek. Kampanyanın dizinin tanıtımına katkısı olduğu da ortada.

Rakamlar bize kararın doğruluğunu gösteriyor: Stoğun yarısı ilk 2 saatte tükendi ve tüm satışlardan elde edilen gelirin %25’i sadece bu kampanyadan geldi.

Rakipleri fırsatı mı göremedi, yapımcılarla şartlarda mı anlaşamadılar, başka projelere yoğunlaştıkları için bu projeyi değerlendirmek mi istemediler yoksa potansiyeli mi öngöremediler bilmiyorum. Ama bu kampanya bundan sonraki benzer işbirlikleri için fikirler verebilir: Örneğin popüler bir dizinin son bölümünde kullanılan kıyafet, aksesuar ve dekorasyon ürünleri ertesi gün satışa çıkabilir. Ya da diyelim vintage şuan çok moda olduğu için Umutsuz Ev Kadınları’nda kullanılan kurguya benzer şekilde dönemsel dizilerle dönemsel tarzlar yaratılabilir. Ama bir gerçek var; eğer hanımlar dizinin ertesi günü yüzük deyince dizide gördüğü yüzüğü, elbise deyince dizide gördüğü elbiseyi konuşuyorsa, o ürünü satın almaya en yakın anında demektir.

****************************************************************
Peki bu kampanyadan alışveriş yapan var mı? Sizce nasıl bir kampanya idi? Benzer kampanyalar için farklı fikirleriniz ya da şöyle bir kampanya yapılsa gibi önerileriniz var mı? Yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bu yazımın orijinalini Brandtalks'ta bulabilirsiniz.

6 Kasım 2011 Pazar

Brandtalks: Burada Marka Konuşur, Marka Konuşulur!



1 Kasım'dan itibaren e-ticaret sektörü üzerine yazılarımla Brandtalks'tayım.

Brandtalks nedir?

Brandtalks'ta marka sohbetleri yapıyoruz. Markaları, reklamları, son haberleri, sosyal medyayı, dijital dünyayı, teknolojiyi konuşuyoruz..ve gençliğin diliyle konuşuyoruz.

Benim Domino's Pizza ile ilgili ilk yazıma buradan, Etsy.com ile ilgili diğer yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

Brandtalks Facebook sayfası burada

Siteyle ve yazılarımla ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı her zaman beklerim. Ayrıca yazmamızı, paylaşmamızı istediğiniz konular varsa onları da buradan ya da Brandtalks üzerinden paylaşabilirsiniz. 

Herkesin mübarek kurban bayramını kutlarım, bayramın tüm insanlığa iyilik getirmesi dileğiyle, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu bayramlar!

25 Ekim 2011 Salı

11. PERAKENDE GÜNLERİ-2 Aslan Saranga (Domino's Pizza) Sunumu


Perakende Günleri ’11 notlarımın ikincisine, Domino’s Pizza Genel Müdürü Aslan Saranga’nın sunumu ile devam ediyorum. Perakende Konferansıyla ilgili ilk yazımı burada okuyabilirsiniz. 





Aslan Bey konuşmasına “neleri doğru/daha iyi yaptık bunları paylaşacağım” diyerek başladı. 

90'ların başında Türkiye’deki fast food piyasasına baktıklarında McDonald's, Burger King ve kısıtlı şekilde Pizza Hut restaurantlarının olduğunu görüyorlar. Pazar büyüklüğüne baktıklarında ise pazarın büyüklüğünün 500 milyon dolar olduğunu tespit ediyorlar. Ancak evlerde insanların maç izlerken, otururken fast food yemek sipariş ettiklerini, evlere servisi de hesaba katarlarsa bu pazarın 2,5 milyar dolara yükseldiğini görüyorlar ve böylece evlere servise girmeleri gerektiğine karar veriyorlar. 

Bu durumda yani evlere servis alanına girmek istediklerinde rakiplerinin 2-3 TL’ya satış yapan lahmacuncular, hamburgerciler ve kokoreççiler olacağını görüyorlar.

Aslan Bey bunun ardından, Domino’s’un size ilham verecek stratejilerini anlattı:

Kale Stratejisi:

Bu strateji şunu anlatıyor: Her yere dükkan açmak, her yerde olmak yerine “kale” olarak adlandırdığı bir bölgede güçlü olmak. Domino’s’un ilk geliştiği ve şuan en güçlü olduğu bölge Kadıköy-Gebze arası. Bu mesafede toplam 20 restaurantı bulunmakta.

Bu noktada şunu söyledi: Bir marka önce İstanbul/Ankara/İzmir bölgelerine hakim olmalı, daha sonra yayılmalı. Domino’s Pizza’nın 210 restaurantının 110’u İstanbul’da imiş.

Peki yeni bir şube açarken tam satış hedefini tahmin etmek mümkün mü?

Bunun için kullandıkları 3 gösterge var:

Sosyo ekonomik statü analizi

Alım gücü analizi

Çekim noktaları analizi (hedef kitlenin nerelerde vakit geçirdiği)

Bunlar harita üzerinde işaretlenerek elde edilen veriler ışığında satış hedefleri ortaya çıkartılıyor.

Demografik Pazarlama

Örneğin Kazasker şubesi en çok kazanan ama en çok müşteri kaybeden şube imiş. Bu durumda o şubeye yönelik farklı pazarlama politikaları ve kampanya çalışmaları ile müşterinin bağlılığı arttırılmaya çalışıyor.

Hedefe Ortak Etmek

“Amerikan Rüyasını” hepimiz biliriz. İşte Aslan Bey “biz de Türk rüyasını gerçekleştirmek istedik” diyor. Bu da “sürücüleri milyoner yapmak”. Şuan işe motorcu olarak başlayıp, restaurant müdürü olan, hatta yüksek cirolarla birden fazla şube yöneten bir çok örnek bulunuyor.


Ayrıca Aslan Bey bir firma için “gerçeklik anı” olarak adlandırdığı bir olgudan bahsetti. Bu, en yoğun anda başarılı olmak anlamına geliyor. Çünkü çoğu işte olduğu gibi, restaurantlarda da günün belli bir saati en yoğun saat. Haliyle, sakin anlarda işi yürütmek nispeten kolay ancak bu anlarda yoğunluğu yönetebilmek başarıyı ya da başarısızlığı belirleyen şey.

Birkaç Keyifli Bilgi:

  • Domino’s Pizza’da çalışan herkesin hamur açmayı bilmesi gerekiyor. Bunun için işe başlarken eğitim veriliyor.
  • 20 sn’de hamur açamayan müdür olamıyor.

  • Adana’da en çok tüketilen pizza çeşidi ince ve peynirli pizzaymış.
  • Bol Malzemos Pizza Türklerin “ortaya karışık kültürü”nün ortaya çıkardığı bir ürünmüş :)
  • Edirne’de bir meyhaneci her akşam meyhanesine tam 25 tane karışık pizza siparişi veriyormuş. Bu böyle 15 gün sürmüş, en sonunda şube müdürü dayanamayıp meyhaneye gitmiş. Her akşam 25 tane pizzayı ne yaptıklarını sormuş. Meyhane sahibi de “üstünü sıyırıp müşterilere veriyorum, çok satıyor hem daha karlı oluyor” demiş :))


Son olarak Aslan Bey başarılarının sırrını “Lezzet ve hızlı lezzet (hızlı sevkiyat)” olarak özetliyor. Hız diyince aklınıza sadece evlere servis gelmesin, bu hız tarladan şubeye olan sevkiyat için de geçerli.


21 Ekim 2011 Cuma

11. PERAKENDE GÜNLERİ-1 Tolga Tatari (MARKAFONİ) Sunumu


19-20 Ekim tarihlerinde Lütfi Kırdar’da Perakende Günleri’nin 11.si düzenlendi.


Önümüzdeki yazılarda bu müthiş konferansta aldığım ilginç notları sizlerle paylaşacağım. Ama önce bir teşekkür: Bu konferansa katılım şartlarını öğrenmek için organizasyon firmasına mail attığımda, beni blogger olarak oraya davet etmek istediklerini söylediler. Tabi ki inanılmaz sevindim ve büyük bir şevkle konferansta yerimi aldım. Kendilerine buradan tekrar teşekkür ediyorum :) 

2 gün boyunca hem sunumları dinledim, bilgilendim, dersler çıkardım, hem de birçok yeni insanla tanıştım. Levent Erden (Euro RSCG Türkiye), Peter Fitzgerald (Google), Aubrey Ghose (ais>Brandlab), Semih Şeftali (Esse), Aslan Saranga (Domino’s Pizza), Tolga Tatari (Markafoni), Bob Thacker (Officemax), Tim Harford (Financial Times), Vahap Küçük (LCWaikiki) sunum yapan firmalar ve isimlerden sadece birkaçıydı.

Bildiğiniz gibi e-ticarete olan özel ilgimden dolayı ilk yazımı 2.gün gerçekleşen Markafoni sunumuna ayırıyorum. :) Markafoni kurucu ortağı Tolga Tatari salondaki yaklaşık 3000 perakendeciye, firmaların neden onlineda var olması gerektiğini ancak bunun çok iyi bildikleri, alışageldikleri mağazacılık uygulamalarından hangi noktalarda farklılaştığını anlattı. O sunumdan bazı notlar şu şekilde: 



“Perakendeciler İçin E-Ticaret Stratejileri” 
Tolga Tatari, Markafoni

Kendisi sunuma bazı rakamlar vererek başladı. Önemli rakamlardan biri şuan Türkiye’de internet kullanıcılarının sadece %20’sinin internetten alışveriş yapıyor olması. Bu oran ABD’de %60’larda. Yani bu alan daha gelişmeye çok açık. 

Peki online perakendenin offline’dan farkları ne? Aslında temelde müşterinin gerçek bir mağaza deneyimi ile internet ortamındaki alışveriş deneyimi aynı. Şöyle ki;

Gerçek alışveriş deneyimindeki tabela sanal mağazadaki URL ile, vitrin anasayfa ile, mağazayı dolaşma sayfalar arasında gezinme ile, satış danışmanı canlı destek/chat ile, deneme yorumlar ile, kasadaki ödeme sanal ödeme ile bağdaşıyor.

Peki buradaki önemli noktalar neler?

-Nasıl ki gerçek bir mağazada iç dekorasyon belli kriterlere göre planlanıp tasarlanıyorsa, sanal mağaza deneyimi de “katalog mimarisi” olarak adlandırdığı olgunun ışığında oluşturulmalı.

-Gerçek bir mağazada, ürünlerle kasaya geldiğinizde çoğunlukla “ben almaktan vazgeçtim” diyip elinizdekileri bırakmazsınız. Ama sanal mağazalarda ödeme adımında satın almaktan vazgeçme oranı %50 imiş ki bu internet alışverişinde makul bir oran olarak kabul ediliyormuş. (Bu oranı düşürmeye yönelik yöntemlerin neler olabileceği geldi aklıma, bu konuyu araştırmak üzere bir kenara not ettim.)

-Ödeme sayfalarında yaratıcı/farklı denemeler yapmaktan kaçınmalı, sonuçları tehlikeli olabilir. Bu alanı düzenlerken amazon.com gibi firmaların yıllar içinde oturttukları biçimden şaşmamak gerekiyor.

-Değindiği önemli noktalardan biri de sitenizden alışveriş yapan bir kişinin, satın aldığı ürün eline geçene kadar “müşteri” haline gelmediği. Yani kişi, o ürüne beklediği kondüsyonda ve şartlarda sahip olana kadar aslında müşteri değil.

-Yapılan araştırmalardan ortaya çıkan ilginç bir sonuç şöyle: E-ticaret müşterisi için en önemli kriter fiyat değil. Bu kriterlerin başında “ürün açıklamasının yeterli olması” var. Fiyat bunun arkasından geliyor. Yani müşteri öncelikle ne aldığından emin olmak istiyor. 

Fotoğraf

-Bir başka yanlış algı “ben büyük markayım, nasılsa satarım” düşüncesi. Mağazalardan toplanan müşteri dataları bu noktada bir anlam ifade etmeyebilir. “E-ticaret projesinde mağazayı sanki sizi hiç tanımayan bir ülkede açmış gibi bir pazarlama stratejisi izlemeli” diyor. 

Ya da tersi de mümkün; reelde daha çok bilinirliğe sahip rakip markayı, sanalda geçmeniz mümkün. Kısacası sanalda, reeldeki rakibinize karşı dengeler her zaman tersine dönebilir.

Sunumun en keyifli kısmı her zaman olduğu gibi yaşananlardan çıkartılan derslerdi. Bunlar kısaca şöyle:

1) Lojistik planlamasını iyi yapın
2) Kapasitenizi büyütmeye hazır olun. (günde 40 milyon kişinin ziyaret ettiği bir AVM’de iş yapıyor gibi düşünün)
3) E-ticaret modellerini birbirine karıştırmayın
4) Ürünlerin sergilemesini uygun mankenler ile yapın

Tolga Bey sağolsun bizler için “2011’in en iyi internet projeleri”ni derlemiş. Onu da bizlerle paylaştı. İşte o projeler:
Gözlükfoni
Çantafoni
Memurfoni
Kozmofoni
Mobilyafoni
Ayakkabıfoni
Teknofoni

Evet klonu çok gördük, bunlar da Markafoni klonları :)

Sonraki yazımda Domino’s Pizza genel müdürü Aslan Saranga’nın sunumundan notlar paylaşacağım. Herkese keyifli haftasonları dilerim.

14 Ekim 2011 Cuma

Tasarımcılar ve El Emeği Üreticileri İçin Sosyal Medya

Geçen gün pasaj.com'un Facebook sayfasında aşağıdaki tatlı mı tatlı fotoğrafı paylaşmışlar. Ben tabi göz aşinalığı gereği, pasaj.com'da satılan değil, internetten bulunmuş ve sayfa yönetiminin fikir olsun diye koyduğu bir fotoğraf olduğunu anladım ama bir hanım altına gördüğünüz yorumu bırakmış. "Hemen" satın almak istediğini, nasıl yapacağını sormuş. Pasajcılar da gerekli açıklamayı yapmış, hatta daha iyisi bir de yönlendirme yapmışlar. Buraya kadar çok güzel.



Peki şunu merak ediyorum, o yorumu görüp, o hanıma "ben bebek patikleri yapıyorum, bundan da yapabilirim" diye ulaşan olmuş mudur?-ki bebek patikleri yapan ve satan/satmak isteyen çok hanım olduğunu biliyorum. Olmuşsa bile kaç kişidir?

Eğer ürettiklerinizi satmak, isminizi duyurmak, kendinizi tanıtmak istiyorsanız sosyal medyayı kullanmama, ondan faydalanmama gibi bir seçeneğiniz olamaz. Mesele sosyal medyada var olup olmama değil, onu nasıl ya da ne kadar iyi kullandığınız.

Benim Facebook sayfamda da benzer şekilde fotoğrafların altına, bunu beğendim, nasıl alabilirim diye mesaj bırakanlar oluyor zaman zaman. Ben de tabi duruma anında müdahale :) edip yönlendirmeyi yapıyorum. Bu benim kendi sayfamda oldu ama fark etmiyor, anlatmaya çalıştığım "sosyal medya takibi"nin önemi ve "satın almaya hazır ve istekli" kişilerin tespit edilmesi.

Facebook'ta takibi nasıl yapabilirsiniz?

Şöyle bir adım ile başlayabilirsiniz:

Öncelikle ürünlerinizin hitap ettiği insanların bulunduğu yerlerde "takılmanız" gerek. Bu ne demek? Siz eğer nikah şekeri yapıyorsanız, "Nikah Şekeri Yapanlar Sayfası" nda :) vakit geçirmeniz mi daha mantıklı, yoksa evlilik planları yapanların olduğu yerlerde mi? Elbette üreticilerle bir arada bulunacaksınız, iletişim halinde olacaksınız ama iş satmaya geldiğinde, sizin ikinci gruptaki insanların dikkatini çekmeniz, onlarla bağlantı kurmanız gerek. 

Ve tabi, pasaj.com örneğinde olduğu gibi, size ve işinize hitap eden sayfaları ve bırakılan yorumları olabildiğince takip halinde olmalısınız ki böyle fırsatları kaçırmayasınız.

Bu arada belirteyim, yaptığınız iş ile ilgili bir Facebook sayfası açmanız, Facebook'ta işinizle ilgili paylaşımları bu sayfanızda yapmanız ve gezinirken de yorumlarınızı bu kimliğinizle bırakmanız daha profesyonel ve güvenilir bir izlenim yaratmanızı sağlar.

Sorularınız ya da yorumlarınız varsa lütfen paylaşın :)


Bu yazıya Ahmet Kırtok'un bir yazısı ilham oldu. Kendisine buradan teşekkür ediyorum.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Dersimiz: İnternette Dükkan Açmak Yer:.. Tarih:..

Herkese merhaba! İstanbul’a ve bloguma uzun ramazan ve bayram arasından sonra hızla geri döndüm ve hayata ve sizlerin karşısına yeni fikirler ve daha girişimci bir ruhla çıkıyorum. :) Bu defa çok ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir fikrim var. Son 1 aydır aklımda aslında ama şimdilik bir nabız yoklama olacak, duruma göre hayata geçireceğim. 

Biliyorum ki internette dükkan açan ya da açmayı düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. El emeği üreticileri yaptıklarını değerlendirerek ev bütçesine katkı sağlamak, tasarımcı gençler işlerini internet ortamına taşıyarak satış-pazarlama yeteneklerini geliştirmek ve isimlerini duyurmak istiyor. Benzer şekilde ürettiklerini/sattıklarını internet ortamına taşıyarak işine başka bir boyut kazandırmak isteyenler var. 

İşte şimdiye kadar blogum vasıtasıyla paylaştığım bu bilgileri, reel ortama taşımak istiyorum. Bir tarih belirleyip o gün bir araya gelsek, online dükkan açmaktan, blog yazmaktan, tanıtım yapmaktan..konuşsak diyorum, ne dersiniz?


Ben, başlangıç için belli konu başlıkları belirleyeceğim, ancak sohbet tabi ki sizlerin sorularıyla ilerleyecek. Özellikle konuşulmasını istediğiniz konular varsa yorumlarda yazabilirsiniz.

Bu buluşmaya kimler gelmeli?

Girişimci adayları, kendi işini kurmak isteyenler, internette dükkan açmak isteyenler, üniversite öğrencileri, yeni mezunlar, bloggerlar, tasarımcılar, el emeği üreticileri.

Şahsen bu tip etkinliklere sık sık katılmaya çalışırım ve çok keyif alırım, bulunmaz bir networking ve beyin fırtınası fırsatıdır benim için. O yüzden birbirimiz için çok faydalı olacağını tahmin ediyorum.

Gün olarak 8 Ekim 2011 Cumartesi diyorum, o gün programınız yoktur inşallah. Duruma göre tarihi değiştirebiliriz. Yer olarak da Beyoğlu/Galata’da yer alan Bloggers’ Base veya Esentepe Astoria AVM içindeki Caffé Nero olabilir. Ya da gelecek olanlarla başka bir yer belirleriz. :)

Bu buluşmadan arkadaşlarınızı haberdar eder ve yazıyı sosyal mecralarda paylaşırsanız konuya ilgi duyan başkaları varsa belki onlar da gelmek ister. Bunun için etkinliğin Facebook sayfası: http://www.facebook.com/event.php?eid=269459096410630
Buradan hem katılım durumunuzu bildirebilir, hem de profilinizde paylaşabilirsiniz.

Aslında dileğim bu buluşmaların düzenli olarak tekrarlanması ve her buluşmada gelenlere yeni bir şeyler verebilmek ve tabi ki sayımızın gittikçe artması. Şimdilik nasıl olacağını ben de bilmiyorum. :)

Şimdilik benden bu kadar, fikirlerinizi ve önerilerinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum. 


***Bloggers' Base hakkında bilgi ve mekanın haritası burada.
      Astoria AVM ulaşım bilgisi burada

***Kendimle ilgili kısa bir bilgi:

Yaklaşık 3 senedir el yapımı ürünlerin satışının yapıldığı yerli ve yabancı sitelerde dükkanlarım var ve hobi olarak onlarla uğraşıyorum. Hobi olarak diyorum çünkü sadece ek gelir oldu şimdiye kadar ama ben her zaman profesyonelce baktım olaya ve o şekilde yürütmeye çalıştım. 

Bu süreçte dükkan düzenleme ile mağaza, ürün ve müşteri ilişkilerini yönetmekle ilgili temel becerileri edindim. E-ticaret ve pazarlama üzerine uzmanlaşmak isteyen bir genç olarak, benim için kafa göz yararak kazandığım çok değerli deneyimler oldu bunlar. Bloguma da bu sayede başladım diyebilirim. Dükkan sahiplerinin potansiyellerini en iyi şekilde kullanmalarına katkı sağlamak için blogumda “tasarımcılar ve el emeği üreticileri için internette dükkan açma ve satış yapma” ile ilgili yazılar yazmaya başladım.

5 Temmuz 2011 Salı

Hediye Çekilişi Sonuçları


Accessorize kolye ve mineli kelebek toka hediye ettiğim çekiliş dün gece sona erdi..:)

Çekiliş 27 Haziran-4 Temmuz arasında sürdü ve 47 kişi katıldı, katılan herkese çok çok teşekkür ederim :) Ve işte sonuç.....Drırrırımmmmm.............



Katılan 47 kişi arasında 19.sıradaki Selda Bolat kazanan oldu :)

Tebrik ederim Seldacım, keyifle kullanmanı dilerim hediyelerini. Bana isim ve adres bilgilerini gönderirsen bu haftaiçi kargolarım.

Katılanların listesi de burada:


Çok yakında yeni bir çekilişte görüşmek üzere, tekrar herkese çoookkkk teşekkürler :)