1 Ekim 2017 Pazar

El Yapımı Ürün ve Tasarımları Mağazalarda Satmak, Butiklerle Konsinye Çalışmak -2


Görsel: Generalstore
Bu yazının ilk bölümünde, el emeği ürünlerinizi ve tasarımlarınızı mağazalara konsinye vermek, toptan sipariş almak için dükkanları nasıl bulacağız, doğru dükkanı nasıl tespit edeceğiz ve amatör ruhla nasıl profesyonel yaklaşım sergileyebiliriz bunlardan bahsettim.

Ayrıca konsinye çalışabileceğiniz, kadınların üretimlerine yer veren bir mağazanın da adını vermiştim. İlk yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

İlk yazıyı yayınlayalı epey zaman oluyor. Biliyorsunuz bloga uzun zaman sonra tekrar döndüm J İlk yazıda 2. bölüm olacağından bahsetmiştim ve uzun aradan sonra da olsa şimdi yayınlıyorum. İlki oldukça uzundu, bunu daha kısa tutacağım.

Görsel: Districtsix

Mail Yazarak Mağazalara Ulaşma

- Mağazalara mail gönderirken, hepsine aynı standart maili göndermek yerine o kişiye/firmaya özgü bir mail yazmaya çalışın. Kişiselleştirilmiş mailler her zaman alıcının daha çok ilgisini çeker.

- Maili kısa ve sade tutun. İlk mailde uzun uzun özgeçmişinizden bahsetmek zorunda değilsiniz. Kendinizle ilgili detayları yüzyüze görüşmede de verebilirsiniz.

- İlk mailde fiyat vermeyin, ilgilenmeleri halinde zaten fiyat öğrenmek isteyeceklerdir. Fiyat bilgisini o zaman verebilirsiniz.

Örnek E-Mail:

Merhabalar,

Adım…. İşlerinizi sosyal medyada beğeniyle takip ediyorum. Özellikle son dönemde ürünleri geliştirdiğinizi, yeni çeşitler eklediğinizi gördüm.



Ben mağazanızın tarzına çok uygun olduğunu düşündüğüm …………… yapıyorum. Bu ürünün müşterilerinizin çok ilgisini çekeceğine inanıyorum.

Sizden konsinye çalışma imkanlarınız hakkında bilgi rica ederim.

Örnek birkaç ürünümü ekte paylaşıyorum.

İyi çalışmalar ve hayırlı satışlar dileğiyle,

Saygılarımla

İsim
Marka İsmi

Varsa online dükkan adresi: ……..
Instagram veya Facebook  : ………

Ben daha önce buna benzer şablonda bir mail göndermiştim. İlk defa yazacaklar için fikir amaçlı paylaşıyorum. Siz istediğiniz gibi düzenleyin, ekleme, çıkartma yapın.

- Maile en fazla 3-4 kare ürün görseli koyun. Fotoğrafı en iyi, en güvendiğiniz ürünler olsun. Telefonunuzdaki appleri ya da internetteki kolaj sitelerini kullanarak aşağıdaki gibi bir görsel yapabilirsiniz, böylece tek karede daha çok ürün gösterebilmiş olursunuz. 

Kolajı PC’de yapacaksanız http://www.fotor.com basit ve kullanışlı bir site.



Nahıl Dükkan

İlk yazıda Nahıl’dan bahsetmiştim. Nahıl KEDV'in (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı) işletmesi. Faaliyetlerine aynı yerinde devam ediyor. Müşteri kitlesine ve piyasa şartlarına göre sizi yönlendirebilirler. Önerilere açık olun. Ancak  farklı, talep göreceğine inandığınız yeni ürün fikriniz varsa önerinizi götürün.



İpucu: Müşteriler özellikle Sevgililer Günü, Babalar Günü ve Yılbaşı dönemlerinde erkeğe alınacak hediye sormaktalar ancak bu alanda çeşit pek fazla yok. İlgi göreceğini düşündüğünüz erkek ürünleri yapıyorsanız avantajlı olabilirsiniz.

Her yerde olduğu gibi Nahıl’da da yılbaşında hediye satışları hızlanıyor. Yılbaşına az kaldı, fırsatı değerlendirin. Yerleri Beyoğlu'nda. https://www.nahil.com.tr/

6 Aralık 2011 Salı

Türk’ün Mobille İmtihanı: Mobil Kullanıcı Profili


24 Kasım’da Doğuş Üniversitesi’nde gerçekleşen “E-Ticaret ve Sosyal Medya” konferansıyla ilgili notlara 2. yazımla devam ediyorum. İlk yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Bu konferansta konuşulan konulardan biri de hiç şüphesiz “Mobil”di. PayPal Türkiye Ülke Direktörü Kıvanç Onan ödeme alışkanlıklarını ve PayPal’ın mobil ödemeyi biçimlendirmesini anlatırken, Pordiva CTO’su Ercan Balcı bizlerle mobil kullanıcı profili ve mobilin gelişimini paylaştı.

Türkiye’de mobilin 1. dönemi insanların “mobille tanışması”. İlk zamanlar cep telefonları bizim için birer statü sembolüydü -bence hala öyle ama bu başka bir konu :) , bir mekana cep telefonuyla konuşarak girdiğinizde bütün gözler üzerinize çevrilirdi. “Evet bir cep telefonum var ve faturamı ödeyebiliyorum” havasıyla dolaşılırdı. Cep telefonlarının sabit telefonlar gibi değil, sadece bize ait, özel eşya kategorisinde olduğunu fark ettik. Onu kişiselleştirdik ve sahiplendik. Bununla beraber Türk insanı duygularını SMS’lerle yansıttı. Yardım kampanyaları, yarışma oyları ile bir motivasyon aracı oldu.
2. dönem “mobilde bilinçlenme” idi. Cep telefonlarımıza hakim olmaya başladık. Daha bilgisayarın ayarlarına hakim değilken cep telefonlarının ayarlarına hakim olduk. Ercan Bey, e-ticaretin önündeki engellerden bir tanesinin insanların bilgisayarlarına hakim olmamasını düşündüğünü belirtti. Cep telefonlarına bu hakimiyet mobil ticaretin önünü açtı. Bu dönemde güven unsuru da inşa edilmeye başlandı çünkü operatörlerin call-centerları ile her soru ve sorunumuz için iletişime geçebiliyorduk. Son olarak da tabi ki hız ve kolaylık sağlaması onu iyice vazgeçilmez hale getirdi.
3. dönem “internet ve akıllı telefonlar” dönemi. Mobil dünya için dönüm noktası 30 Temmuz 2009’da Türkiye’ye 3G’nin gelmesiydi. Herkes görüntülü görüşme patlayacak sandı ama insanlar zaten konuşuyordu, 3G ile yeni bir şey beklendi. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada böyle oldu.
3G ile mobil internet ve uygulama dünyası ile tanıştık. Şu anda firmalar “Mobil internet sitesi mi yaptırmalı, uygulama mı? Yoksa Apple Store’da mı olmalı?” diye soruyorlar. Ercan Bey firma örneğin inşaat firması ise Apple Store’da olmasının anlamsız olduğunu söyledi ve Google’ın mobil uyumlu internet sitelerini indexte öne aldığını ekledi. Yani eğer web siteniz mobil uyumlu ise, mobilde Google ile arama yapıldığı zaman, mobil uyumlu siteler üst sıralarda gösteriliyor. Bu çok değerli bir fırsat.

Bu dönemde mobile özel içerik üretilmeye başlandı ve mobil teknolojiler hayatımıza girdi. Ercan Bey mobil teknolojilerin satın alma davranışlarımızı nasıl etkilediğini bir anısıyla anlattı: Bir arkadaşı, diğer arkadaşının üstündeki ceketi çok beğeniyor. Nereden, ne kadara aldığını soruyor, hatta bir de deniyor :) Hemen o anda markanın mobil uygulamasını indirip, satın alıyor. Oysa satın almak için eve gitmeyi bekleseydi motivasyonu kaybolabilirdi.
4. dönem “mobilde paylaşım” dönemi. Artık herkes sosyal ağlarda, entegre yaşıyoruz. Her an her yerde online olabiliyoruz.
Bir Pordiva projesi olan cepyol.com da buna güzel bir örnek. Cepyol.com, ulaşım firmalarının bilet satışı yaptığı bir platform. Bu yeni bir şey değil, ancak kimi firmalar cepyol.com üzerinden yaptıkları satışın en çok satış yapan ofislerinden daha çok olduğunu söylüyormuş ki bu gelinen noktayla ilgili bize fikir verebilir. Cepyol.com’un iPhone uygulaması da bulunuyor.
Son olarak, hani şu yılların çok meşhur sloganı vardır: “Size bir telefon kadar yakınız”. Herkese bir telefon kadar yakın olmak artık daha anlamlı. Dolayısıyla artık firmalar stratejilerini buna göre oluşturmalı.




Bu yazımın orijinalini Brandtalks.org'ta bulabilirsiniz.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Umutsuz Ev Kadınları DayBuyDay’e Umut Verdi


Türkiye’de hem dizilere hem de hanımların dizilerde kullanılan giysi ve aksesuarlara olan ilgisini hepimiz biliyoruz. Kısaca hatırlatırsak, Bihter çizmesi, Hürrem yüzüğü, Feriha kolyesi ve daha bir çok ürün zamanında piyasaları alt üst etmişlerdi. Taklitleri semt pazarlarında ve işportacılarda kapış kapış gitti. Biliyorsunuz, bir şey taklit ediliyorsa, pazara düştüyse, o “olmuş” demektir. Zaman oldu markalar, kızlarının tarzıyla konuşulan dizilerin ismiyle koleksiyon çıkardı. Dizi sponsorlarını ve hatta sahne sahne giyilen giysilerin markalarını resmi sitelerinde veren kanallara moda bloglarında hayır duaları okundu. Kısacası ilgiyi ve talebi fark etmemek elde değildi.

Elbette buna bağlı olarak bu talebi karşılamak isteyen bir çok girişimci ortaya çıktı. Ancak bu işin farklı boyutları ve farklı maliyetleri olduğu görüldü, çoğu çeşitli sebeplerden bu işten vazgeçti. Yine de yakın şeyler yapanlar var ama bu potansiyeli doğru kullanabilen tam anlamıyla çıktı diyemeyiz.

Ancak dediğim gibi potansiyel ortadaydı ve asıl soru “Nasıl?” idi. Bu soruyu sorarken aklımıza ister istemez özel alışveriş kulüpleri geliyor. Çünkü halihazırda zaten çok büyük bir kitleye sahipler. Tek gereken bu kitleyi bu güçle buluşturabilecekleri doğru bir hamle.

Uzun zamandır kafa yorduğum bu projeyi DayBuyDay bir işbirliği atağıyla hayata geçirmiş bulunuyor. Pazar gününden itibaren “Umutsuz Ev Kadınları” dizisiyle ortak bir kampanyayı sitesine taşıdı.


Öncelikle dizi olarak Umutsuz Ev Kadınları’nı seçmiş olmaları stratejik olarak çok doğru bir karar gibi görünüyor. ABD’de, yayınlandığı her sezon rekorlar kıran bu dizinin bu kadar tutmasında, her kadının ayrı ruhları, dünyaları temsil etmesi, dolayısıyla geniş bir kitleye hitap edebilmesinin payı büyük. Her kadın kendini bir kadınla özdeşleştirebildi. Ülkemizde ise yerli versiyonu yayınlanmaya başlayalı kısa bir süre olmasına rağmen oldukça ilgi gördü.

5 kadının her birinin ayrı tarzları var ve bu tarzları temsil eden farklı markalar bir araya gelince çok geniş bir kitleye hitap eden bir kampanya oldu. DayBuyDay bu noktayı iyi yakalamış görünüyor. Popüler kıyafetler her hafta yenilenerek sezon sonuna kadar satışa çıkmaya devam edecek ve yakın zamanda bunlara aksesuarlar ve dekorasyon ürünleri de eklenecek. Kampanyanın dizinin tanıtımına katkısı olduğu da ortada.

Rakamlar bize kararın doğruluğunu gösteriyor: Stoğun yarısı ilk 2 saatte tükendi ve tüm satışlardan elde edilen gelirin %25’i sadece bu kampanyadan geldi.

Rakipleri fırsatı mı göremedi, yapımcılarla şartlarda mı anlaşamadılar, başka projelere yoğunlaştıkları için bu projeyi değerlendirmek mi istemediler yoksa potansiyeli mi öngöremediler bilmiyorum. Ama bu kampanya bundan sonraki benzer işbirlikleri için fikirler verebilir: Örneğin popüler bir dizinin son bölümünde kullanılan kıyafet, aksesuar ve dekorasyon ürünleri ertesi gün satışa çıkabilir. Ya da diyelim vintage şuan çok moda olduğu için Umutsuz Ev Kadınları’nda kullanılan kurguya benzer şekilde dönemsel dizilerle dönemsel tarzlar yaratılabilir. Ama bir gerçek var; eğer hanımlar dizinin ertesi günü yüzük deyince dizide gördüğü yüzüğü, elbise deyince dizide gördüğü elbiseyi konuşuyorsa, o ürünü satın almaya en yakın anında demektir.

****************************************************************
Peki bu kampanyadan alışveriş yapan var mı? Sizce nasıl bir kampanya idi? Benzer kampanyalar için farklı fikirleriniz ya da şöyle bir kampanya yapılsa gibi önerileriniz var mı? Yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bu yazımın orijinalini Brandtalks'ta bulabilirsiniz.

6 Kasım 2011 Pazar

Brandtalks: Burada Marka Konuşur, Marka Konuşulur!



1 Kasım'dan itibaren e-ticaret sektörü üzerine yazılarımla Brandtalks'tayım.

Brandtalks nedir?

Brandtalks'ta marka sohbetleri yapıyoruz. Markaları, reklamları, son haberleri, sosyal medyayı, dijital dünyayı, teknolojiyi konuşuyoruz..ve gençliğin diliyle konuşuyoruz.

Benim Domino's Pizza ile ilgili ilk yazıma buradan, Etsy.com ile ilgili diğer yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

Brandtalks Facebook sayfası burada

Siteyle ve yazılarımla ilgili fikirlerinizi, yorumlarınızı her zaman beklerim. Ayrıca yazmamızı, paylaşmamızı istediğiniz konular varsa onları da buradan ya da Brandtalks üzerinden paylaşabilirsiniz. 

Herkesin mübarek kurban bayramını kutlarım, bayramın tüm insanlığa iyilik getirmesi dileğiyle, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve huzurlu bayramlar!

25 Ekim 2011 Salı

11. PERAKENDE GÜNLERİ-2 Aslan Saranga (Domino's Pizza) Sunumu


Perakende Günleri ’11 notlarımın ikincisine, Domino’s Pizza Genel Müdürü Aslan Saranga’nın sunumu ile devam ediyorum. Perakende Konferansıyla ilgili ilk yazımı burada okuyabilirsiniz. 





Aslan Bey konuşmasına “neleri doğru/daha iyi yaptık bunları paylaşacağım” diyerek başladı. 

90'ların başında Türkiye’deki fast food piyasasına baktıklarında McDonald's, Burger King ve kısıtlı şekilde Pizza Hut restaurantlarının olduğunu görüyorlar. Pazar büyüklüğüne baktıklarında ise pazarın büyüklüğünün 500 milyon dolar olduğunu tespit ediyorlar. Ancak evlerde insanların maç izlerken, otururken fast food yemek sipariş ettiklerini, evlere servisi de hesaba katarlarsa bu pazarın 2,5 milyar dolara yükseldiğini görüyorlar ve böylece evlere servise girmeleri gerektiğine karar veriyorlar. 

Bu durumda yani evlere servis alanına girmek istediklerinde rakiplerinin 2-3 TL’ya satış yapan lahmacuncular, hamburgerciler ve kokoreççiler olacağını görüyorlar.

Aslan Bey bunun ardından, Domino’s’un size ilham verecek stratejilerini anlattı:

Kale Stratejisi:

Bu strateji şunu anlatıyor: Her yere dükkan açmak, her yerde olmak yerine “kale” olarak adlandırdığı bir bölgede güçlü olmak. Domino’s’un ilk geliştiği ve şuan en güçlü olduğu bölge Kadıköy-Gebze arası. Bu mesafede toplam 20 restaurantı bulunmakta.

Bu noktada şunu söyledi: Bir marka önce İstanbul/Ankara/İzmir bölgelerine hakim olmalı, daha sonra yayılmalı. Domino’s Pizza’nın 210 restaurantının 110’u İstanbul’da imiş.

Peki yeni bir şube açarken tam satış hedefini tahmin etmek mümkün mü?

Bunun için kullandıkları 3 gösterge var:

Sosyo ekonomik statü analizi

Alım gücü analizi

Çekim noktaları analizi (hedef kitlenin nerelerde vakit geçirdiği)

Bunlar harita üzerinde işaretlenerek elde edilen veriler ışığında satış hedefleri ortaya çıkartılıyor.

Demografik Pazarlama

Örneğin Kazasker şubesi en çok kazanan ama en çok müşteri kaybeden şube imiş. Bu durumda o şubeye yönelik farklı pazarlama politikaları ve kampanya çalışmaları ile müşterinin bağlılığı arttırılmaya çalışıyor.

Hedefe Ortak Etmek

“Amerikan Rüyasını” hepimiz biliriz. İşte Aslan Bey “biz de Türk rüyasını gerçekleştirmek istedik” diyor. Bu da “sürücüleri milyoner yapmak”. Şuan işe motorcu olarak başlayıp, restaurant müdürü olan, hatta yüksek cirolarla birden fazla şube yöneten bir çok örnek bulunuyor.


Ayrıca Aslan Bey bir firma için “gerçeklik anı” olarak adlandırdığı bir olgudan bahsetti. Bu, en yoğun anda başarılı olmak anlamına geliyor. Çünkü çoğu işte olduğu gibi, restaurantlarda da günün belli bir saati en yoğun saat. Haliyle, sakin anlarda işi yürütmek nispeten kolay ancak bu anlarda yoğunluğu yönetebilmek başarıyı ya da başarısızlığı belirleyen şey.

Birkaç Keyifli Bilgi:

  • Domino’s Pizza’da çalışan herkesin hamur açmayı bilmesi gerekiyor. Bunun için işe başlarken eğitim veriliyor.
  • 20 sn’de hamur açamayan müdür olamıyor.

  • Adana’da en çok tüketilen pizza çeşidi ince ve peynirli pizzaymış.
  • Bol Malzemos Pizza Türklerin “ortaya karışık kültürü”nün ortaya çıkardığı bir ürünmüş :)
  • Edirne’de bir meyhaneci her akşam meyhanesine tam 25 tane karışık pizza siparişi veriyormuş. Bu böyle 15 gün sürmüş, en sonunda şube müdürü dayanamayıp meyhaneye gitmiş. Her akşam 25 tane pizzayı ne yaptıklarını sormuş. Meyhane sahibi de “üstünü sıyırıp müşterilere veriyorum, çok satıyor hem daha karlı oluyor” demiş :))


Son olarak Aslan Bey başarılarının sırrını “Lezzet ve hızlı lezzet (hızlı sevkiyat)” olarak özetliyor. Hız diyince aklınıza sadece evlere servis gelmesin, bu hız tarladan şubeye olan sevkiyat için de geçerli.


21 Ekim 2011 Cuma

11. PERAKENDE GÜNLERİ-1 Tolga Tatari (MARKAFONİ) Sunumu


19-20 Ekim tarihlerinde Lütfi Kırdar’da Perakende Günleri’nin 11.si düzenlendi.


Önümüzdeki yazılarda bu müthiş konferansta aldığım ilginç notları sizlerle paylaşacağım. Ama önce bir teşekkür: Bu konferansa katılım şartlarını öğrenmek için organizasyon firmasına mail attığımda, beni blogger olarak oraya davet etmek istediklerini söylediler. Tabi ki inanılmaz sevindim ve büyük bir şevkle konferansta yerimi aldım. Kendilerine buradan tekrar teşekkür ediyorum :) 

2 gün boyunca hem sunumları dinledim, bilgilendim, dersler çıkardım, hem de birçok yeni insanla tanıştım. Levent Erden (Euro RSCG Türkiye), Peter Fitzgerald (Google), Aubrey Ghose (ais>Brandlab), Semih Şeftali (Esse), Aslan Saranga (Domino’s Pizza), Tolga Tatari (Markafoni), Bob Thacker (Officemax), Tim Harford (Financial Times), Vahap Küçük (LCWaikiki) sunum yapan firmalar ve isimlerden sadece birkaçıydı.

Bildiğiniz gibi e-ticarete olan özel ilgimden dolayı ilk yazımı 2.gün gerçekleşen Markafoni sunumuna ayırıyorum. :) Markafoni kurucu ortağı Tolga Tatari salondaki yaklaşık 3000 perakendeciye, firmaların neden onlineda var olması gerektiğini ancak bunun çok iyi bildikleri, alışageldikleri mağazacılık uygulamalarından hangi noktalarda farklılaştığını anlattı. O sunumdan bazı notlar şu şekilde: 



“Perakendeciler İçin E-Ticaret Stratejileri” 
Tolga Tatari, Markafoni

Kendisi sunuma bazı rakamlar vererek başladı. Önemli rakamlardan biri şuan Türkiye’de internet kullanıcılarının sadece %20’sinin internetten alışveriş yapıyor olması. Bu oran ABD’de %60’larda. Yani bu alan daha gelişmeye çok açık. 

Peki online perakendenin offline’dan farkları ne? Aslında temelde müşterinin gerçek bir mağaza deneyimi ile internet ortamındaki alışveriş deneyimi aynı. Şöyle ki;

Gerçek alışveriş deneyimindeki tabela sanal mağazadaki URL ile, vitrin anasayfa ile, mağazayı dolaşma sayfalar arasında gezinme ile, satış danışmanı canlı destek/chat ile, deneme yorumlar ile, kasadaki ödeme sanal ödeme ile bağdaşıyor.

Peki buradaki önemli noktalar neler?

-Nasıl ki gerçek bir mağazada iç dekorasyon belli kriterlere göre planlanıp tasarlanıyorsa, sanal mağaza deneyimi de “katalog mimarisi” olarak adlandırdığı olgunun ışığında oluşturulmalı.

-Gerçek bir mağazada, ürünlerle kasaya geldiğinizde çoğunlukla “ben almaktan vazgeçtim” diyip elinizdekileri bırakmazsınız. Ama sanal mağazalarda ödeme adımında satın almaktan vazgeçme oranı %50 imiş ki bu internet alışverişinde makul bir oran olarak kabul ediliyormuş. (Bu oranı düşürmeye yönelik yöntemlerin neler olabileceği geldi aklıma, bu konuyu araştırmak üzere bir kenara not ettim.)

-Ödeme sayfalarında yaratıcı/farklı denemeler yapmaktan kaçınmalı, sonuçları tehlikeli olabilir. Bu alanı düzenlerken amazon.com gibi firmaların yıllar içinde oturttukları biçimden şaşmamak gerekiyor.

-Değindiği önemli noktalardan biri de sitenizden alışveriş yapan bir kişinin, satın aldığı ürün eline geçene kadar “müşteri” haline gelmediği. Yani kişi, o ürüne beklediği kondüsyonda ve şartlarda sahip olana kadar aslında müşteri değil.

-Yapılan araştırmalardan ortaya çıkan ilginç bir sonuç şöyle: E-ticaret müşterisi için en önemli kriter fiyat değil. Bu kriterlerin başında “ürün açıklamasının yeterli olması” var. Fiyat bunun arkasından geliyor. Yani müşteri öncelikle ne aldığından emin olmak istiyor. 

Fotoğraf

-Bir başka yanlış algı “ben büyük markayım, nasılsa satarım” düşüncesi. Mağazalardan toplanan müşteri dataları bu noktada bir anlam ifade etmeyebilir. “E-ticaret projesinde mağazayı sanki sizi hiç tanımayan bir ülkede açmış gibi bir pazarlama stratejisi izlemeli” diyor. 

Ya da tersi de mümkün; reelde daha çok bilinirliğe sahip rakip markayı, sanalda geçmeniz mümkün. Kısacası sanalda, reeldeki rakibinize karşı dengeler her zaman tersine dönebilir.

Sunumun en keyifli kısmı her zaman olduğu gibi yaşananlardan çıkartılan derslerdi. Bunlar kısaca şöyle:

1) Lojistik planlamasını iyi yapın
2) Kapasitenizi büyütmeye hazır olun. (günde 40 milyon kişinin ziyaret ettiği bir AVM’de iş yapıyor gibi düşünün)
3) E-ticaret modellerini birbirine karıştırmayın
4) Ürünlerin sergilemesini uygun mankenler ile yapın

Tolga Bey sağolsun bizler için “2011’in en iyi internet projeleri”ni derlemiş. Onu da bizlerle paylaştı. İşte o projeler:
Gözlükfoni
Çantafoni
Memurfoni
Kozmofoni
Mobilyafoni
Ayakkabıfoni
Teknofoni

Evet klonu çok gördük, bunlar da Markafoni klonları :)

Sonraki yazımda Domino’s Pizza genel müdürü Aslan Saranga’nın sunumundan notlar paylaşacağım. Herkese keyifli haftasonları dilerim.

14 Ekim 2011 Cuma

Tasarımcılar ve El Emeği Üreticileri İçin Sosyal Medya

Geçen gün pasaj.com'un Facebook sayfasında aşağıdaki tatlı mı tatlı fotoğrafı paylaşmışlar. Ben tabi göz aşinalığı gereği, pasaj.com'da satılan değil, internetten bulunmuş ve sayfa yönetiminin fikir olsun diye koyduğu bir fotoğraf olduğunu anladım ama bir hanım altına gördüğünüz yorumu bırakmış. "Hemen" satın almak istediğini, nasıl yapacağını sormuş. Pasajcılar da gerekli açıklamayı yapmış, hatta daha iyisi bir de yönlendirme yapmışlar. Buraya kadar çok güzel.



Peki şunu merak ediyorum, o yorumu görüp, o hanıma "ben bebek patikleri yapıyorum, bundan da yapabilirim" diye ulaşan olmuş mudur?-ki bebek patikleri yapan ve satan/satmak isteyen çok hanım olduğunu biliyorum. Olmuşsa bile kaç kişidir?

Eğer ürettiklerinizi satmak, isminizi duyurmak, kendinizi tanıtmak istiyorsanız sosyal medyayı kullanmama, ondan faydalanmama gibi bir seçeneğiniz olamaz. Mesele sosyal medyada var olup olmama değil, onu nasıl ya da ne kadar iyi kullandığınız.

Benim Facebook sayfamda da benzer şekilde fotoğrafların altına, bunu beğendim, nasıl alabilirim diye mesaj bırakanlar oluyor zaman zaman. Ben de tabi duruma anında müdahale :) edip yönlendirmeyi yapıyorum. Bu benim kendi sayfamda oldu ama fark etmiyor, anlatmaya çalıştığım "sosyal medya takibi"nin önemi ve "satın almaya hazır ve istekli" kişilerin tespit edilmesi.

Facebook'ta takibi nasıl yapabilirsiniz?

Şöyle bir adım ile başlayabilirsiniz:

Öncelikle ürünlerinizin hitap ettiği insanların bulunduğu yerlerde "takılmanız" gerek. Bu ne demek? Siz eğer nikah şekeri yapıyorsanız, "Nikah Şekeri Yapanlar Sayfası" nda :) vakit geçirmeniz mi daha mantıklı, yoksa evlilik planları yapanların olduğu yerlerde mi? Elbette üreticilerle bir arada bulunacaksınız, iletişim halinde olacaksınız ama iş satmaya geldiğinde, sizin ikinci gruptaki insanların dikkatini çekmeniz, onlarla bağlantı kurmanız gerek. 

Ve tabi, pasaj.com örneğinde olduğu gibi, size ve işinize hitap eden sayfaları ve bırakılan yorumları olabildiğince takip halinde olmalısınız ki böyle fırsatları kaçırmayasınız.

Bu arada belirteyim, yaptığınız iş ile ilgili bir Facebook sayfası açmanız, Facebook'ta işinizle ilgili paylaşımları bu sayfanızda yapmanız ve gezinirken de yorumlarınızı bu kimliğinizle bırakmanız daha profesyonel ve güvenilir bir izlenim yaratmanızı sağlar.

Sorularınız ya da yorumlarınız varsa lütfen paylaşın :)


Bu yazıya Ahmet Kırtok'un bir yazısı ilham oldu. Kendisine buradan teşekkür ediyorum.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Dersimiz: İnternette Dükkan Açmak Yer:.. Tarih:..

Herkese merhaba! İstanbul’a ve bloguma uzun ramazan ve bayram arasından sonra hızla geri döndüm ve hayata ve sizlerin karşısına yeni fikirler ve daha girişimci bir ruhla çıkıyorum. :) Bu defa çok ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir fikrim var. Son 1 aydır aklımda aslında ama şimdilik bir nabız yoklama olacak, duruma göre hayata geçireceğim. 

Biliyorum ki internette dükkan açan ya da açmayı düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. El emeği üreticileri yaptıklarını değerlendirerek ev bütçesine katkı sağlamak, tasarımcı gençler işlerini internet ortamına taşıyarak satış-pazarlama yeteneklerini geliştirmek ve isimlerini duyurmak istiyor. Benzer şekilde ürettiklerini/sattıklarını internet ortamına taşıyarak işine başka bir boyut kazandırmak isteyenler var. 

İşte şimdiye kadar blogum vasıtasıyla paylaştığım bu bilgileri, reel ortama taşımak istiyorum. Bir tarih belirleyip o gün bir araya gelsek, online dükkan açmaktan, blog yazmaktan, tanıtım yapmaktan..konuşsak diyorum, ne dersiniz?


Ben, başlangıç için belli konu başlıkları belirleyeceğim, ancak sohbet tabi ki sizlerin sorularıyla ilerleyecek. Özellikle konuşulmasını istediğiniz konular varsa yorumlarda yazabilirsiniz.

Bu buluşmaya kimler gelmeli?

Girişimci adayları, kendi işini kurmak isteyenler, internette dükkan açmak isteyenler, üniversite öğrencileri, yeni mezunlar, bloggerlar, tasarımcılar, el emeği üreticileri.

Şahsen bu tip etkinliklere sık sık katılmaya çalışırım ve çok keyif alırım, bulunmaz bir networking ve beyin fırtınası fırsatıdır benim için. O yüzden birbirimiz için çok faydalı olacağını tahmin ediyorum.

Gün olarak 8 Ekim 2011 Cumartesi diyorum, o gün programınız yoktur inşallah. Duruma göre tarihi değiştirebiliriz. Yer olarak da Beyoğlu/Galata’da yer alan Bloggers’ Base veya Esentepe Astoria AVM içindeki Caffé Nero olabilir. Ya da gelecek olanlarla başka bir yer belirleriz. :)

Bu buluşmadan arkadaşlarınızı haberdar eder ve yazıyı sosyal mecralarda paylaşırsanız konuya ilgi duyan başkaları varsa belki onlar da gelmek ister. Bunun için etkinliğin Facebook sayfası: http://www.facebook.com/event.php?eid=269459096410630
Buradan hem katılım durumunuzu bildirebilir, hem de profilinizde paylaşabilirsiniz.

Aslında dileğim bu buluşmaların düzenli olarak tekrarlanması ve her buluşmada gelenlere yeni bir şeyler verebilmek ve tabi ki sayımızın gittikçe artması. Şimdilik nasıl olacağını ben de bilmiyorum. :)

Şimdilik benden bu kadar, fikirlerinizi ve önerilerinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum. 


***Bloggers' Base hakkında bilgi ve mekanın haritası burada.
      Astoria AVM ulaşım bilgisi burada

***Kendimle ilgili kısa bir bilgi:

Yaklaşık 3 senedir el yapımı ürünlerin satışının yapıldığı yerli ve yabancı sitelerde dükkanlarım var ve hobi olarak onlarla uğraşıyorum. Hobi olarak diyorum çünkü sadece ek gelir oldu şimdiye kadar ama ben her zaman profesyonelce baktım olaya ve o şekilde yürütmeye çalıştım. 

Bu süreçte dükkan düzenleme ile mağaza, ürün ve müşteri ilişkilerini yönetmekle ilgili temel becerileri edindim. E-ticaret ve pazarlama üzerine uzmanlaşmak isteyen bir genç olarak, benim için kafa göz yararak kazandığım çok değerli deneyimler oldu bunlar. Bloguma da bu sayede başladım diyebilirim. Dükkan sahiplerinin potansiyellerini en iyi şekilde kullanmalarına katkı sağlamak için blogumda “tasarımcılar ve el emeği üreticileri için internette dükkan açma ve satış yapma” ile ilgili yazılar yazmaya başladım.

5 Temmuz 2011 Salı

Hediye Çekilişi Sonuçları


Accessorize kolye ve mineli kelebek toka hediye ettiğim çekiliş dün gece sona erdi..:)

Çekiliş 27 Haziran-4 Temmuz arasında sürdü ve 47 kişi katıldı, katılan herkese çok çok teşekkür ederim :) Ve işte sonuç.....Drırrırımmmmm.............



Katılan 47 kişi arasında 19.sıradaki Selda Bolat kazanan oldu :)

Tebrik ederim Seldacım, keyifle kullanmanı dilerim hediyelerini. Bana isim ve adres bilgilerini gönderirsen bu haftaiçi kargolarım.

Katılanların listesi de burada:


Çok yakında yeni bir çekilişte görüşmek üzere, tekrar herkese çoookkkk teşekkürler :)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

El Yapımı Ürün ve Tasarımları Mağazalarda Satmak, Butiklerle Konsinye Çalışmak -1

 
Pixabay

El emeği ürünlerinizi ve tasarımlarınızı mağazalara konsinye vermek, hatta toptan siparişler mi almak istiyorsunuz?

Kendi tecrübelerim ve okuyup sizin için derlediklerimle, mağazalara nasıl ulaşabileceğinize dair 2 bölümlük bir yazı hazırladım. Eminim farklı ve belki yaratıcı yöntemlerle ürünlerinin çeşitli mağazalarda sergilenmesini sağlayan, değişik mağazalarla çalışmaya başlayanlar vardır. Onlar da deneyimlerini burada paylaşırsa çok mutlu olurum.

İlk bölüm olan bu yazıda uygun dükkanları tespit etme, 2. bölümde onlarla iletişime geçme üzerine bilgiler var. Böylece yaşadığınız şehirden başka bir şehirdeki dükkanlarla da çalışma fırsatı bulabilirsiniz.

Ayrıca bu yazının sonunda konsinye çalışabileceğiniz bir yerle ilgili bilgiler de bulacaksınız :)

Evet, başlayalım..:)


Her şeyden evvel ürünlerinizin butiklerde yer almasını istiyorsanız, çok nadir olarak onlar gelip sizi bulacaktır. Yapmanız gereken sizin o mağazalarla iletişime geçmeniz, yani farklı mağazalarla çalışabilmek için girişimci ruhunuzu kullanmanız gerekiyor.

Peki nasıl olacak? Kendiniz girişim yapmak durumunda olduğunuza göre, ya işlerinizden en güzel birkaç tanesini bir çantaya koyup, dükkanları gezip kendinizi tanıtarak olaya girecek ya da önceden o mağazaların sorumlu kişileriyle telefon ya da e-mail yoluyla iletişime geçerek ardından ürünlerinizle mağazaya gideceksiniz. Ben yapamam, çekinirim deme şansınız ise maalesef yok, kendinizi daha rahat hissettirecekse en iyi ihtimal önden bir mail ile iletişime geçip onların sizi çağırmasını sağlamak olabilir. Ki 2. bölüm olan sonraki yazımda bu konuya daha ayrıntılı değineceğim.

Peki işe nereden başlamalı, nasıl yapmalı?

1. Her şeyden önce "ya beğenilmezse, ya beni geri çevirirlerse.." gibi düşünceleriniz varsa hepsini bir kenara koymalısınız. İşlerinize güvenmeli ve aynı zamanda reddedilmekten korkmamalısınız. Çünkü büyük ihtimalle sizi geri çevirenler çalışmak isteyenlerden daha fazla olacak. O yüzden bu sizin moral ve motivasyonunuzu bozmamalı, bir sonraki dükkan için araştırma ve geliştirme çalışmalarına devam etmelisiniz. :)

2. Bundan sonra ilk olarak yapmanız gereken sizin tarzınızda ürünler bulunduran, hitap ettiğiniz müşteri kitlesinin ziyaret ettiği ve ürünlerinizin fiyat aralığında satış yapan dükkanları tespit etmek.

Chicwish
Bu unsurlar neden önemli?

Ürün:

Çok güzel tasarımlarınız olabilir, orijinal ve insanların ilgisini çekeceğinden emin olduğunuz ürünler yapıyor olabilirsiniz ama bu demek değil ki o ürün her yerde her şartta satar! Satış yapmak istediğiniz mağazanın ürün grubu ya da conceptiyle ilgili bir ön araştırma yapmanız yararınıza olacaktır. Eğer o dükkan ve müşteri kitlesine uygun ürünler yapıyorsanız, sipariş alma olasılığınız daha yüksek. Onlara yoğunlaşmak hem vakit kaybetmenizi önleyecek hem de olumlu cevap alma olasılığınızı artıracaktır.

Örneğin doğal malzemelerle yapılan ürünler satan bir mağaza, metal takılar bulundurmak istemeyebilir. Bu da son derece normaldir. Dükkanın bir concepti varsa, onun dışına çıkmak istemeyecektir.


Wish Wish Wish Blog
Müşteri Kitlesi:

Mağazaya kim geliyor, ne tür ürünlere ilgi gösteriyorlar? Mağazanın müşeri kitlesi klasik çeyizlik ürünler arıyorsa, sizin keçe yastıklarınıza ilgi gösterir mi? Ya da keçe yastık arıyorsa, fistolu, janjanlı kırlentler alırlar mı?

Fiyat:

Fiyat aralığı da en az ürün grubu kadar önemli. Her iki yönden.

Nispeten üst gelir grubuna hitap eden mağazalarda çok ucuz ürünlere yer verilmeyeceği gibi, ürünlerin fiyatı o mağazanın müşteri kitlesi için fazla pahalı da olabilir.

Diyelim ki çanta yapıyorsunuz, ama çok emekli ve çok zaman alıyor. Haliyle bununla doğru orantılı bir fiyat biçiyor ve altına düşemiyorsunuz. Konsinye alan mağaza da üstüne karını koyarak bir etiket koyuyor. Çanta ne kadar güzel olsa da rafta bekleme süresinin uzayacağı muhtemel..Sizin ihtiyacınız olansa ürünlerin düzenli olarak erimesi, düzenli şekilde yeni sipariş almanız. Ya o mağazaya uygun, daha uygun fiyatlı neler yapabilirim diye düşüneceksiniz, ya da çanta rafta bekleyecek..
Veya sipariş alabilmek için düşük fiyat talep ettiniz. Özellikle toptan sipariş çalışacaksanız, eğer talep ettiğiniz fiyat ürünleri yapmaya harcadığınız zamanı karşılamazsa o iş kısa bir süre sonra sizin için sürdürülebilir olmaktan çıkar.

Bu sebeplerden dolayı çalışmak istediğiniz mağazaları ürün grubu, fiyat aralığı, yeri ve müşteri kitlesi kriterlerini göz önünde bulundurarak tespit etmek gerekiyor.

Wish Wish Wish Blog

3. Peki, sıra geldi bu dükkanları bulmaya..Aşağıda saydığım yollardan faydalanabilirsiniz:

- Moda, ev tekstili, şehir..dergileri bu dükkanlardan haberdar olabileceğiniz kaynaklar. Oradan adres ve iletişim bilgilerini de toplayabilirsiniz.
- Kitapçılarda özellikle İstanbul’a dair çeşitli mekan va mağazalara yer veren kitaplar var. Onları karıştırmanız faydalı olabilir.

- Eh, çıkıp şöyle bir dolaşmak da gerek tabi..

İstanbul Anadolu Yakası’nda, Kadıköy Altıyol-Rexx Sinema-Akmar Pasajı bölgesi içinde ve Bağdat Caddesi’nde son zamanlarda farklı trend dükkanlar açıldı ve açılmaya da devam ediyor. Bu mağazalarda farklı kişilerin ürünlerini bulundurduklarını görüyorum.

Avrupa Yakası diyince de tabi ki Galata, İstiklal Caddesi, Galatasaray, Cihangir ve Nişantaşı-Teşvikiye bölgesini de gezmeden olmaz. Buralarda yine konsinye çalışan ve daha güzeli, fiyatı ne olursa olsun gerçekten farklı, tek ürünlere ilgi gösteren dükkanlar var. Çünkü bu dükkanların müşterileri de böyle parçalar arayan kişiler.

Bunları keşfe çıkmak size kalmış. Unutmayın! Bu tarz butikleri keşfetmek istiyorsanız ana caddeden içeri, sokaklara girmelisiniz.

- Şenlik, kermes..gibi etkinlikleri takip etmelisiniz. Elbette bu sadece mağazalarla çalışmak için değil, genel networking için önemli bir konu ama bu tip etkinliklerde dükkan sahipleri de bulunduğu ve zaten orada bulunma amaçları farklı ürünler keşfetmek olduğu için böyle etkinlikler kaçırılmaz bir fırsat. Yani normalde onlara gidip “ürünlerimi nasıl buldunuz” demek başka, o ortamda tanışmak başka. Çünkü zaten onun için oradalar.

Böyle etkinliklerde mutlaka bütün standları gezin, olabildiğince çok insanla sohbet edin. Ama nacizane bir tavsiye, iyi niyetle bile olsa teknik konulara çok fazla girmemeye çalışın, o kadar çok tasarımcı kopya olayından muzdarip ki, ürünle ilgili bilgi almaya çalıştığınızı düşünüp bir anda şüpheci bir tavır takınıyorlar.

- Facebook

Beğendiğiniz Facebook sayfalarının "beğeniler" bölümünde yeni keşifler yapabilirsiniz. Ve elbette o sayfaların "beğeniler"i de sizi başka sayfalara götürecektir. İşe çok takip edilen moda bloggerlarının sayfalarıyla başlayabilirsiniz. Ya da benim sayfamın beğenilerine de göz atabilisiniz. (Sayfaların sol sütununda, aşağıda yer alır) Buradan

Kartvizit Bastırın

Eğer çalışmalarınızın dükkanlarda yer almasını istiyorsanız, kartvizitinizin olması; hem daha profesyonel bir görünüm çizmenize yardımcı olur, hem de bilgilerinizin kaybedilme olasılığını azaltır. Üstelik sosyal ortamlarda ve etkinliklerde insanların sizi hatırlaması ve size ulaşabilmesi için çok önemli.

Sakın sadece bir firmada çalışan insanların kartviziti olduğunu düşünüp “ben kartvizite ne yazayım ki” demeyin. Artık üniversite öğrencilerinin bile kartvizi var. İsimlerinin altında okudukları bölüm yazıyor :) İlla ki bir şey de yazması gerekmiyor, önemli olan markanız ve isminizle iletişim bilgilerinizin, varsa internet sitenizin bulunması. Ne internet sitesi, ne mail adresiniz..yoksa bile isim ve telefon numaranızın yazdığı bir kartvizit olmalı. Düz beyaz fon yerine, matbaada tarzınıza uygun bir grafik seçerek kartviziti daha dolu hale getirebilirsiniz. Hatta benim de yaptığım gibi arkasına birkaç ürün fotoğrafı koyabilirsiniz.

Eveet, sıra geldi konsinye çalışabileceğiniz bir yerin adresini vermeye.

Burası, benim de ara ara kedi broşlarımdan verdiğim “Nahıl”.


Nahıl, KEDV'in (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı) işletmesi. Satılan ürünlerin bir kısmı (özellikle doğal ürünler, banyo ürünleri ve geri dönüştürülen malzemelerle yapılan aksesuarlar) proje kapsamında Mardin'deki atölyelerde kadınlar tarafından yaplıyor ve oradan geliyor. Bir kısmı İstanbul ve başka illerden çeşitli el emeği üreticisi kadınların yaptıkları ve ayrıca 2. el giysi ve aksesuarlar da satılıyor.



Nahıl'da ürün yelpazesi geniş. 2 .el dışında kolyeden yaka iğnesine, yastıktan mutfak önlüğüne, patikten oyuncağa, kaplı defterlerden kitap ayraçlarına, doğal sabunlardan banyo setlerine farklı ürünler bulunuyor. Ancak olmazsa olmaz şartları doğal malzemelerden yapılmış olmaları.
Yerleri Beyoğlu, İstiklal Caddesi'nde.

Nahıl'ın sitesinde ürünleri var, bakıp sizin yaptıklarınızla örtüşüyor mu görebilirsiniz. Sitedekilerin çoğu artık dükkanda yok ve devamlı yeni ve farklı ürünler geldiği için her biri siteye eklenmiyor. Ama yine de concept açısından size fikir verecektir.

Nahıl'a giderek dükkandaki ürünleri görmenizi ve mağazanın yetkilisi Şule Hanım'dan müşterilerin ne tarz ürünlere ilgi gösterdiklerini ve şu ara dükkanda nasıl şeyler satmak istediklerini öğrenmenizi öneririm.

Ayrıca Nahıl'a sık sık özel günlerle ilgili ya da kişiye özel sipariş isteğiyle gelenler oluyor. Ya da kurumsal etkinlikler, kurumsal hediyeler için ürün talepleri geliyor. Nahıl, sizin o kişilerle iletişime geçmenizi de sağlıyor.

Giderken en güzelinden birkaç örnek işinizi götürmeyi unutmayın :)

 
Bu yazıda, birlikte çalışabileceğiniz çeşitli dükkanları tespit etmek üzerine bildiklerimi paylaşmaya çalıştım.

Yazının 2. bölümünde mağazalarla önceden mail yoluyla nasıl iletişime geçmeli, nasıl bir mail yazmalı üzerine birkaç not yazacağım. Eğer sizin de eklemek ya da sormak istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın, yorumlarınızla yazı daha faydalı hale gelecektir :)

27 Haziran 2011 Pazartesi

Limon Yeşili'nde Çekiliş Var: Kelebek Tarak Toka ve Accessorize Kolye :)

Sevgili Limon Yeşili okuyucuları, yorumlarıyla yalnız olmadığımı hissettiren çok değerli arkadaşlarım, blogumda henüz hiç yarışma, çekiliş..vs düzenlemedim biliyorsunuz..Limon Yeşili takılarından birini hediye edeceğim bir çekiliş yapmak için sabırsızlanıyorum ama blog takipçilerinin sayısının 200 olmasını ya da Facebook sayfamın fanlarının sayısının 500 olmasını bekliyorum..Her ikisine de 50 kişi var aşağı yukarı..:) Bu arada çekilişimsi bir şey yapayım diyorum. :)



Resimde gördüğünüz kelebek tarak toka ve Accessorize kolyeyi, bu yazıya yorum bırakan bir kişiye göndermek istiyorum. Tek yapmanız gereken:

-Facebook sayfamı beğenmek,
-Çekilişi blogunuzda duyurmak ve buraya yazınızın linkini bırakmak.

Blogunuz yoksa;

-Facebook sayfamı beğenmek
-Bu yazıyı Facebook duvarınızda paylaşmak ve buraya yazmak

Sadece bu yazıya bırakılan yorumları değerlendireceğimi hatırlatmak isterim.




Bu basbayağı çekiliş oldu ama, neyse! :) 4 Temmuz 23.59'a kadar devam ediyor olacak, sonuçları 5 Temmuz sabahı yayınlayacağım. Çekilişle ilgili ya da aklınıza gelen her konuyla ilgili sormak istediklerinizi yorum olarak yazın lütfen. (Tabi ki çekiliş için değerlendirmeye alınacak olanlar yukarıda şartları yerine getirenler olacak) Herkese bol şans ve sevgiler :)