26 Aralık 2010 Pazar

Bir Oda Dolusu Pazarlama Ekibi ya da 10 Kaplan Gücünde Fikirler

Bu ayki Forbes dergisinde çok ilgimi çeken bir konu vardı. Yeni bir iş fikri ve siteyle ilgili. Önce projeden bahsediyim kısaca, sonra projenin arkasındaki kişilerden. Hani neden benim aklıma gelmedi dedirten fikirlerden..

Sitenin adı acikinovasyon.com. İşleyiş kısaca şu şekilde: Firmalar siteye üye oluyor. Ardından siteye fikir ya da proje çağrılarını gönderiyorlar. Bu, "sizce yeni ve farklı ne tarz bir ürün çıkarmalıyız", "var olan ürünlerimizin ambalajında nasıl bir değişikliğe gidebiliriz" gibi ürün bazlı sorulardan, müşteri deneyimini farklılaştırmayı amaçlayan ya da mevcut teknik bir sorunu çözmeye yönelik fikir taleplerine kadar geniş bir yelpazede yer alıyor. Elbette konu inovasyon olunca amaç, ürün ya da hizmetin "farklılaşma" yaratarak firmanın rakipleri arasında sıyrılmasını sağlayacak fikirler.
Fikriniz beğenilip uygulamaya alındığında ise ödül kazanıyorsunuz. Ben şimdiden iştahla işe koyuldum :)

Projenin arkasındaki isimler olan Yakup Sezer- Nurettin Coşkun ikilisinin hikayeleri ise kısaca şu şekilde:
Endüstri Mühendisliği bölümünde okuyan 2 arkadaş, bir iş fikri bulup, kağıt üstünde işletmeye dönüştürmeleri gereken bir proje geliştirme ödevi alırlar. İstedikleri sadece yüksek bir not almaktır. Ancak ödev o kadar beğenilir ki, diğer derslerde örnek vaka olarak kullanmaları istenir. Zamanla, fikir üzerinde daha çok düşünmeye başlarlar ancak Sanayi Bakanlığı'nın yeni girişimlere sermaye desteği verdiği TeknoGirişim Fonu'ndan haberdar olana kadar fikirlerini kısa vadede işe dönüştürme düşünceleri yoktur.

Sanayi Bakanlığı'na gönderdikleri projeleri, tahmin edeceğiniz gibi zorlu bir süreç sonunda kabul edilir ve 100.000 TL sermaye desteğini almaya hak kazanır ve ardından şirketlerini kurarlar.
*********************************
Ayrıca Forbes dergisi Aralık sayısında Martin Lindstrom'un Buyology kitabını veriyor. Kitabı okumak istiyorsanız kaçırmayın derim çünkü derginin fiyatı 7 TL.

İstediğiniz Renkte Yaptırabileceğiniz Oxford Ayakkabı Bulsaydınız...

Uyarı: Bu yazı yüksek düzeyde Oxford ayakkabı içerir.


..Ve bu Oxford modeli tam istediğiniz gibi olsaydı, üstüne bir de rahat olsaydı..Fiyatı da 80 TL olsaydı....

Fazla bekletmeden anlatayım: Bakırköy Joli Ayakkabı'da, Beymen model, inanılmaz rahat, topuklu Oxford ayakkabılar satılıyor ve eğer istediğiniz kombinasyon rafta yoksa, yaptırma imkanınız var. Taba-Kahve, Siyah-Gri,..vs. Ve şuan fiyatları 80 TL.

Satışta olan ve renk belirleme imkanınızın olduğu model benim satın aldığım yani resimdeki model değil. Maalesef makinem yanımda olmadığı için resmini çekemedim ama o modelin internetten bulduğum bir resmini koyuyorum. Eğer bu sizin istediğiniz modelse, direk gidip alabilirsiniz:


Yani benim aldığım daha ayakkabı gibi, bu ise daha botumsu ve de benim aldığım modelden 2 cm daha yüksek. O yüzden elbette daha şık duruyor. İşte bu ayakkabıyı renk kombinasyonlarıyla istediğiniz gibi yaptırabilirsiniz. Dükkanda bu modelin o anda düz taba, vizon ve siyah renk seçenekleri mevcuttu. İstesem siyah-beyazını yapacaklardı ama ben diğer (en üstteki) modelden istediğim ve onda siyah-beyaz model hazırda mevcut olduğu için onu aldım. Deri olduğunu da söylememe gerek yok sanırım.

Aynı dükkanda aşağıdaki ayakkabının da aynısını bulabilirsiniz: (Ama istenen renkte yaptırma imkanı bunda var mı onu bilmiyorum):
"Rahat Topuklu Ayakkabı Arıyorum" yazımdan sonra bana tavsiyelerde bulunanlara çok teşekkür ederim. Bakırköy'de özellikle ayakkabı anlamında çok çeşit olduğunu hep duyardım. Birkaç defa da arkadaşlarımda görüp beğendiğim bir şeyi nerden aldın diye sorduğumda "Bakırköy" cevabını aldığım olmuştur. Anadolu Yakası'nda gidecek yer kalmayınca, annemle Bakırköy'e gitmeye karar verdik. Gidiş-dönüş 17 TL yol parası verdik ama aradığım ne varsa, hatta fazlasını buldum.

Başka bir güzel haber: Eğer sipariş yaptırdıysanız teslim almak için taa Bakırköylere tekrar gitmenize gerek yok. Dükkan çalışanı bey Anadolu Yakası'nda oturduğu için her akşam deniz otobüsüyle Bostancı'ya geçiyormuş. Yani ayakkabuılarınızı Bostancı'dan teslim alabilirsiniz :)

Joli Ayakkabı Adres: Ebuziya Cad. No:41 Bakırköy

Bakırköy sahil yolu üst geçitten geçip, merdivenden indiğinizde sağdan devam edip ilk sokağa girin, 60-70 mt sonra sağ sırada. (D.otobüsü iskelesinin oradaki üst geçit)

Hadi bi güzellik daha yapayım. :-P Direk ayakkabının modelini söylüyorum: Modelin numarası 3630.

Ali Ağaoğlu ne diyordu: "Herkes iyi yaşamayı hak ediyor" Ben de diyorum ki "herkes Oxford giymeyi hak ediyor!" :):) :-P


En başta ne demiştik. Bu yazı yüksek düzeyde Oxford içerir. Google'dan toparladığım, beğendiğim modellere geldi sıra.

Son haber de Hotiç'te düz Oxford'lar şuan 88 TL. Capacity şubesinde taba rengi kalmamıştı, sadece siyah ve lacivert kalmıştı. Alacaktım ama ayağıma rahat olmadı. Siz deneyin, belki size uyar.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Yardım! Rahat Topuklu Ayakkabı Arıyorum





Topuklu ayakkabı alışverişi benim için hep sorun olmuştur. Gündelik olarak hiç topuklu giymediğim için sadece iş için bakmam gerekir, onda da güya kadınların en büyük keyiflerinden biri olan ayakkabı alışverişi benim için inanılmaz bir strese dönüşür.

En son işe giymek için, baharlık bir topuklu ayakkabı bakmam gerekti. Hotiç, Nine West, Desa, Kemal Tanca, Divarese, Deriden, Beta, Kadıköy’deki ayakkabı dükkanları..girmediğim yer kalmadı. Dediğim gibi topuklularla pek işim olmadığı için, fiyat-rahatlık arasında doğru orantı olduğunu zannediyordum. Mantıklı olan da bu değil mi? Tamam, babaanne ayakkabıları gibi ortopedik olamaz tabiî ki, ama asıl rahat olması gereken topuklu ayakkabı değil midir? Elbette bu rahatlığı sağlamanın da bir bedeli var ve ben bu bedeli ödemeye razı olarak, tüm “marka”ları baştan aşağı taradım.

Yok, yok, yok. Çok yüksek olanların zaten yanına bile yaklaşmıyorum, ona rağmen giydiğim ayakkabıların hepsi inanılmaz rahatsız ve hatta acı verici..Sinirden ağlayacağım..Çoğuyla bırak yürümeyi, ayakta durmak bile imkansız..Bu ayakkabılar nasıl satıyor, bunları alanlar nasıl giyiyor, nasıl yürüyor diyorum..12 cm topukla tıkır tıkır yürüyenleri hayretle seyrediyorum.
Ayakkabılar United Nude
Her neyse, baya bir mağaza gezdikten sonra bir defa bu varsayımımın geçerli olmadığını gördüm. Çünkü ben “rahat ayakkabı” için bana göre baya bir parayı gözden çıkarmama rağmen ayakkabıyı ayağıma giymemle çıkarmam bir oluyor.

Sonunda Polaris’te aşağıdaki ayakkabıyı buldum. “Polaris”te bulmuş olmam tesadüf mü bilmiyorum ama o ana kadar denediğim en rahat ayakkabıydı diyebilirim. Sezon başında 89 TL’ya aldım.

Bu stresli süreçte satış asistanlarıyla da enterasan diyaloglar yaşadım. :)

Kemal Tanca’da:
En çok satan ayakkabının içinde dahi rahat edemeyince, satış asistanı, ayakkabıların rahatsızlık veriyor olmasının normal olduğunu çünkü Türk kadının görüntüye rahatlıktan daha çok önem verdiğini, rahatsız ayakkabıları dahi şık görüntü uğruna aldığını söyledi. Bu, topuklu ayakkabıların daha rahat üretilmiyor olması için bir gerekçe midir tartışılır. Yani bir başka deyişle anormalliğin bende olduğunu söyledi. :)

Kadıköy Altıyol’daki bir mağazada:
Satış asistanı (erkekti) “eğer topuklu ayakkabılar rahat olsaydı hiçbir kadın babet giymezdi” dedi. Bence yanlış mantık.

Boyner’de:
Kozmetik bölümündeki görevlinin 90 derece topuklu giydiğini fark ettim. Satış asistanlarının saatlerce ayakta durmak zorunda olduğunu bildiğimden dayanamayıp kıza yaklaştım ve ayağındakilere nasıl dayandığını sordum. Bana 16-17 yaşından itibaren yani senelerdir topuklu giydiğini ve düz ayakkabı gibi hissettiğini söyledi. İnanmaz gözlerle kıza baktım.

Divarese’de:
Satış asistanına (erkekti) “fiyat/rahatlık” varsayımımı söyleyince “hayır, bilakis, fiyat arttıkça ayakkabı daha rahatsız olur” dedi. ?

Şimdi sevgili okuyucularım, sizden İstanbul içinde marka veya değil, yerli ya da yabancı, atölye üretimi..vs bildiğiniz güzel, rahat ayakkabı satan dükkanlar varsa yazmanızı rica ediyorum. Bizzat gidip teftiş edip, burada da yazacağım, sevap kazanırım diye düşünüyorum. İstanbul’un hangi köşesi olsa da fark etmez artık ben bu uğurda Fizan'a bile gideceğim galiba :) Şu ara da kış vesilesiyle booty tarzı çizmeler bakıyorum. Topuklu Oxford da olabilir.
Yazının en başındaki ayakkabılar, hiçbir zaman değerlendirmeye dahi almadığım ayakkabılar. İki sebepten ötürü, birincisi boyum 1.74 yani yeterince uzun, ikincisi kesinlikle bileğimi burkarım.

Beta’nın yeni sezonundan..Çok beğendim, bugün giydim. Sonuç olumsuz..

Hani giysiler hazır kalıpla dikilir. Bazen de etrafınızda kalıp çıkarmayı bilen birileri varsa sizin vücudunuza göre bir kalıp çıkartıp onunla elbise etekler diker. Mesela benim annem kendi vücut tipine göre bir etek kalıbı çıkardı ve onunla kendine kışlık ve yazlık değişik kumaşlardan etekler dikti. Keşke böyle bir imkan ayaklarımız için de olsa, ayağımızın kalıbını çıkarttırsak, sonra o kalıpla ayakkabı üreten atölyelere gitsek, benim ayağımın kalıbı bu, buna göre ayakkabı istiyorum diyebilsek..(Kadıköy’de sipariş üzerine ayakkabı yapan dükkanlar var) Bence doğru kalıpta bir ayakkabı, bir elbiseden çok daha önemli. Bir beden küçük elbise giyebiliyoruz; ama ya bir numara küçük ayakkabı? Ayakkabıya verdiğin paraya acımayacaksın derler, öyle ya bütün vücudumuzu ayaklarımız taşıyor. Rahatsız bir ayakkabı gibi insanın canını sıkan, konsantrasyonunu bozan, keyfini kaçıran bir şey var mıdır?

Ben de çoğu kadın gibi topuklu ayakkabıları seviyorum elbette, ama giymesini o kadar değil sanırım. Son 1 saattir devamlı topuklu ayakkabılardan bahsetmek de bana enterasan bir şekilde ayak ve bacak ağrısını anımsattı. Benim topuklularla pek güzel anılarım yok sanırım. Topukluları ayaktan çıkardıktan sonraki o rahatlama yok mudur, sanırım topuklu giymenin en güzel tarafı bu :)

Edit: Belli bir modelde de olsa aradığımı buldum sayılır. Buradan ulaşabilirsiniz.

30 Kasım 2010 Salı

Limon Yeşili Kafe Pi'lerde Yerini Aldı


Bu ayın başında haberini verdiğim gibi Limon Yeşili tasarımları Kafe Pi'lerdeki PiStore'larda yerini aldı. Makinem iyi olmadığı için buraya en iyi kareyi koydum, inşallah ilerleyen günlerde daha güzel fotoğraflar çekmeye çalışıcam.


İlk önce Kafe Pi Taksim Rock Bar (İstiklal Cad. Küçükparmakkapı Sok.) ve Küçük Beyoğlu'nda (İstiklal Cad. Yeşilçam Sok.) açılacak demiştim. Bu ikisinde raflar düzenlendi. Çok orijinal ve sevimli parçaları bir araya getirmişler. Hepsi el yapımı ve sınırlı sayıda olduğundan, yılbaşı için farklı alternatifler arayanlar göz atabilir.
Aşağıdakiler de raftaki ürünlerin arkasından gelecek olanlar:





Bu arada İstiklal Caddesi'nde Atlas Pasajı'na uğradım. Atlas Pasajı'nda 15 TL'ya satılan trendy parlak taşlı küpeleri ve 10 TL'ya satılan parlak taşlı yüzükleri 5 TL'ya nereden aldım? Fotoğraflarıyla yarın burada :)

5 Kasım 2010 Cuma

Limon Yeşili Tasarımları Çok Yakında Kafe Pi'lerde!


Kafe Pi'lere hiç uğradınız mı? Benim tavsiyem arkadaşlarınızla bir şeyler içmek için uğradığınızda meşhur kokteyllerinin tadına bakmanız.

Kafe Pi İstanbul'da oldukça popüler. Beyoğlu Yeşilçam Sokağı'nda yanyana 4 mekanda oluşturdukları Küçük Beyoğlu konsepti ile de oldukça ilgi çekiyorlar.

İşte, çok yakında Limon Yeşili takı ve aksesuarlarını Kafe Pi'lerde de bulabileceksiniz.

Grubun sosyal aktivitelerinden sorumlu olan Ebru Hanım, geçen sene Kafe Pi'lerde Pi Store adlı bir proje başlattıklarını anlattı. Cafelerin içinde ufak tefek takı, aksesuar, tişört gibi ürünlerin satışını yaptıkları bir bölüm açmışlar. Olumlu geri dönüşler olmuş, kendi çapında iyi gitmiş ancak biraz deneme usulü bir girişim olduğu için çok fazla zaman ayıramamışlar.

Şimdi, Kafe Pi'lerin dekorasyonunun yenilenmesiyle birlikte, bu projeyi de yenileyerek (dekorasyon, yeni ürünler) tekrar hayata geçirmeye karar vermişler. Şimdi yine ufak adımlarla ancak bu defa ciddiye alarak ilerlemek istiyorlar.



Öncelikli olarak Kafe Pi Taksim Rock Bar (İstiklal Cad. Küçükparmakkapı Sok.) ve Küçük Beyoğlu'nda (İstiklal Cad. Yeşilçam Sok.) başlatıyorlar. Ardından Beşiktaş, Asmalımescit, Suadiye ve İzmir gelecek.
İlk ikisinde raflar hazır. Önümüzdeki haftadan itibaren ürünlerin yerleşimini yaparak satışa açmayı düşündüklerini söyledi.

İlk etapta Limon Yeşili'nden yüzükler, keçe kedi broşlar ve şık keçe küpeler yer alacak. Kısa zaman içinde bunlara kolyeler ve taçlar da eklenecek.



Önümüzdeki günlerde satışa açıldığı zaman fotoğraflarını çekip koyacağım. Bu proje benim için de heyecanlı bir deneyim olacak.





1 Kasım 2010 Pazartesi

Pasaj.com'da Satış/ Online Dükkan Açma Üzerine Birkaç Not - 3

Yazının 1. ve 2. bölümü üzerine, fotoğraflar konusuna değindiğim 3. bölüm ile devam ediyorum.


ONLINE DÜKKAN ve FOTOĞRAFLAR


Ekrandaki ürüne dokunma, inceleme, deneyip aynada bakma, kalitesini anlama imkanımız yok ve satıcıların bunları müşteriye verebilmek için elinde tek bir imkanı var: Fotoğraflar. Fotoğraflar ne kadar çok şeyi ne kadar güzel anlatırsa, o ürünün satış şansı o kadar artar.

Ancak ben de dahil büyük çoğunluk, kaçımız hayatında eş-dost-manzara fotoğrafı dışında fotoğraf çekti? Kimse bizden bir uzmanlık dalı olan obje fotoğrafçılığı üzerine harikalar yaratmamızı elbette bekleyemez. Ama, ufak birkaç ayarla ve asgari birkaç bilgiyle net, aydınlık, doğru ışıklandırılmış fotoğraflar çekilebilir.

Zira o kadar çok karanlık ve bulanık çekilmiş fotoğraf görüyorum ki, kulağa hoş gelmiyor ama fotoğrafları karanlık ve bulanık olduğu müddetçe o ürünün satış yapma şansı yok diyebiliriz. Amacım elbette kimseyi kırmak incitmek değil. Sadece o ürünleri yaptıktan sonra, bir de fotoğraflamak ve burada listelemek için ciddi zaman ve emek harcanıyor ve umutla bekleniyor satış yapmak için. Tekrar belirtmek istiyorum, büyük çoğunluğumuz amatör şartlarda fotoğraflıyoruz ürünlerimizi ve hiçbiri mükemmel değil. Ya da belki şöyle diyenler olacaktır: Yabancı sitelerde yabancılar aşmış bu işi, hepsi güzel fotoğraflar çekiyorlar. İnanın durum orada da öyle değil. Forumlarında hala nasıl daha iyi fotoğraf çekilebileceği tartışılıyor, hala yeni üyeler nasıl fotoğraf çekmeleri gerektiğini soruyor, halen bu konuda site yöneticileri yazılar yayınlıyorlar. Gün geçmesin ki binlerce kez tekrarlanan bu konuda aynı soruları soran yeni üyeler çıkmasın. Yine de hala karanlık, kötü fotoğraflanmış ürünlerle dolu dükkanlar var. Oranın Amerika olması bir şeyi değiştirmiyor.


Temel Bilgiler Üzerine Notlar


FOTOĞRAF KALİTESİ

Asgari düzeyde net ve hoş fotoğrafları gün ışığının doldurduğu bir odada ya da pencerenin yanı başında bir masanın üstünde çekebiliriz.

Burada önemli olan nokta ürünlerin “doğrudan güneş ışığı” altında değil, “gün ışığında” fotoğraflanması gerektiği. Bana göre en güzel zaman öğlen evin içine güneş girmeye başlayana kadarki zaman dilimi. Genelde ben fotoğrafları günün bu saatinde çekiyorum.

-Fotoğrafları çektikten sonra bulanık çıktıysa silin, tekrar çekin, tekrar bulanık çıktıysa tekrar silin ve yeniden çekin. Asla bulanık fotoğrafları dükkanınıza yüklemeyin. Net çekmek için gerekli olan doğru kamera ayarını bulana kadar denemeye devam edin.

-Fotoğrafları çekip bilgisayara yükledikten sonra çekildiği haliyle dükkanınıza yüklemeyip, mutlaka asgari düzeyde parlaklık, karşıtlık, renk doygunluğu üzerinde ayarlamalar yapmak ve fotoğrafı kırpmak gerekiyor. Ben bu ayarlamaları Microsoft Picture Manager programıyla yapıyorum. Photoshop ile ya da fotoğraf düzenleme sitesi Picnik ile de çalışabilirsiniz.



Bu fotoğrafın güzel görünmesinin sebebi fotoğrafın objeyi gözün gördüğü gibi göstermesi. Siz de gözünüzü bu açıdan bir noktaya odakladığınızda odak noktasının ön ve arka tarafının bulanık göründüğünü fark edebilirsiniz. Ama güzel haber bu görüntüyü basit bir dijital makinayla yakalayabilirsiniz. Nasıl mı? Ayarı “Macro”ya getirerek Bu çoğu makinada “çiçek resmi”yle belirtilir.

ARKA PLAN ve DEKOR

Fotoğrafta arka plan ve dekor pek farkında olmasak da gerçekten büyük fark yaratan bir unsur. Objeyle bütünlük içindeki bir kompozisyon ürünü daha “güzel” gösteriyor, ona karakter katıyor.

-Arka fon ürünün rengiyle aynı olmamalı, mümkün olduğunca ürünü öne çıkartacak bir renk olmalıdır. Başlangıç için beyaz fon uygun olabilir. Tabi beyaz bir ürün için farklı bir renk kullanılırsa daha iyi olur.

- Eğer zeminde ya da arka planda kumaş kullanıyorsanız kırışık olmamasına dikkat edin.

-Fotoğrafta objeyle bütünlük sağlayacak dekorlar kullanılabilir ancak satıştaki ürünün hangisi olduğunu düşündürecek kadar kalabalık ve öne çıkan dekorlar kullanılmamalıdır. Benim tavsiyem evinizde yoksa bit pazarlarından toplayabileceğiniz çerçeve, tabure, kase..gibi malzemeler ya da dal, taş gibi doğal objelerdir. Çok basit malzemelerin fotoğrafta nasıl fark yarattığını görünce şaşıracaksınız.


Resimde yüzüğü sergilemek için bence basit ama çok hoş bir yöntem seçilmiş. Üstelik yüzükle çok uyumlu ;)

-Aksesuarlar için bir model ya da manken kullanmak her zaman avantajdır. Küpeleri kulakta fotoğraflamak her zaman tercih edilmeyebilir ancak kolye, bilezik, yüzük, toka, kemer, çanta, şapka, giysi..bunları imkanınız varsa mutlaka model üzerinde de fotoğraflayın.

-Çoğu zaman bir ürünün farklı açılardan ve farklı biçimlerde onlarca fotoğrafını çekmeniz gerekir. Daha sonra içlerinden en güzel 5 tanesini seçersiniz.

-İlk fotoğraf her zaman en güzel kare olsun çünkü arama sonuçlarında ve dükkanınızın galeri görünümünde ürün o fotoğrafla görünecektir.


Üretirken harcadığınız onca emeğin boşa gitmemesi, ürünün en güzel şekilde yansıtılabilmesi için, fotoğraf konusuna özel bir önem vermeliyiz. Ve de ne kadar çok fotoğraf çekersek yani ne kadar pratik yaparsak fotoğraflarımızın o denli güzelleştiğini de hatırlatalım.

Fotoğraf konusuyla ilgili aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Bu yazı da her zaman olduğu gibi soru ve yorumlarla daha güzel ve verilen cevaplarla birlikte herkes için daha faydalı hale gelecektir.


17 Ekim 2010 Pazar

Müşterilerinizin Sorduğu 20 Soru / Ziyaretçilerin Bilmek İstedikleri

Online satış yapanlar için, listelenen ürünlere “Ürün Bilgisi” yazmak gerçekten bu işin en sıkıcı taraflarından biri. Ancak en önemli yanlarından biri aynı zamanda. Genelde yetersiz bir iki cümleyle geçiştiriliyor. Hatta bazen ürün bilgisi alanı boş bırakılmış dükkanlar görerek üzülüyorum çünkü sadece ürünlerin fotoğrafı -ne kadar iyi çekilmiş de olsa- satış için yeterli değil.

Bu yazımda biraz “Ürün Bilgisi” üzerine odaklanacağım. Tabiki ben daha ziyade elişi ürünlerin satışı odaklı düşünüyorum hep ama bu her zaman geçerli. Etsy’den sparklerama 'nın “MÜŞTERİLERİNİZİN Sorduğu 20 Soru” başlıklı yazısından bazı bölümlerine burada yer vermek istiyorum. 1.5 sene önce okuduğum anda işaretlediğim yazılardan biriydi çünkü neyi nasıl yazmalıyım diye düşünen biri için kısa ve net şekilde müthiş yol gösterici.

MÜŞTERİLERİNİZİN Sorduğu 20 Soru
Güzel ürününüz, ürün bilgisi ziyaretçilerin kafalarını kaşımasına sebep olduğu için satmıyorsa çok yazık olur.

Bu, bundan sonraki ürün açıklamalarını yazarken farklı düşünmenizi sağlayacak bir listedir. Müşterilerin ürünü bizzat göremediğini aklınızdan çıkarmayın. Ürünün özelliklerinin müşteri için bariz olduğunu ya da fotoğrafların her şeyi anlattığını varsaymayın. (bir fotoğrafta birden fazla ürünü yan yana görüp asıl satılanın ne olduğunu anlamadığım olmuştur!) Hatta ürünü hiç fotoğraf yokmuş gibi tasvir etmeyi bile düşünebilirsiniz.

Bu liste her satıcı ve her ürün için geçerli soruları içermiyor. Sadece insanların işlerinizle ilgili bilmek isteyeceklerine dair sizi düşünmeye sevketmek için oluşturuldu.

1. BU NEDİR? (Ürünün ne olduğu sizin için son derece açık olabilir ama aynı şey müşteri için geçerli olmayabilir)

2. NE RENK? (Bilgisayar monitörünüzdeki renk benim monitörümdekiyle aynı olmayabilir)

3. BÜYÜKLÜĞÜ NEDİR? (Bir müşteri olarak bu tablonun şöminemin üstündeki alana sığıp sığmayacağını ya da bu küpelerin omzumdan aşağı sarkıp sarkmayacağını tahmin etmek istemiyorum)


4. NEYDEN YAPILMIŞ? (Hangi malzeme ve teknikler kullanılmış?)


5. KULLANMA TALİMATI VAR MI? (Bu yün kazağı makineda yıkayıp kurutabilir miyim?)

6. BUNU KİM SATIN ALMALI, YA DA ALMAMALI? (Hamile kadınlar, çocuklar..vs için uygun mu?)

7. NE İÇİN KULLANILIYOR? (Dekoratif amaçlı mı, bir fonksiyonu var mı? Her ikisi de mi?)

8. NASIL HİSSETTİRİYOR? (Bu atkı yumuşak mı, ürünün dokusu nasıl, bu kolye çok ağır mı?)

9. NASIL ÇALIŞIYOR? (Kafamdan kayar mı, bir klipsi var mı, belimin etrafına mı bağlıyorum?)

10. NEDEN BU, YAN DÜKKANDAKİNDEN DAHA İYİ? (Ne gibi bir özel niteliği, malzemesi var?)

11. RESİMDE GÖRÜNENLERİN TÜMÜNÜ ALIYOR MUYUM? (Resimde 12 adet görüyorum, hepsini mi sadece 1 tanesini mi yolluyorsunuz, arkada görünen şey ürüne dahil mi yoksa sadece gösterim amaçlı mı?)

12. ÜZERİME UYACAK MI? (Normalde alışveriş yaparken 12 tane giysi deneyip 1 tane alıyorum, online giysi alışverişi yaparak büyük bir riske giriyorum o yüzden lütfen olabildiğince ayrıntılı beden ve uzunluk ölçüleri vererek işimi kolaylaştır..Müşterinin “küçük” veya “büyük” sözcükleriyle ne kastetmek istediğini anlayacağını düşünmeyin.)

13. YA UYMAZSA? (Değişim yapıyor musun, geri gönderim ücretini kim ödüyor)

14. KULLANIMA HAZIR MI? (Bu tablo duvara asmaya hazır mı yoksa önce çerçeveletmem mi gerek?)

15. NASIL GELİYOR? (Hediye paketinde mi geliyor? Gönderime hazır mı yoksa sipariş üzerine mi yapılıyor?)

16. RESİMDEKİ ÜRÜNÜN BİREBİR AYNISI MI ALACAĞIM? (Bu bir stok resim mi yoksa resimdeki ürünü mü göndereceksin)

17. KOKUSU NASIL? (Bu vintage ürün küf mü kokuyor, satıcı ürünü yaparken sigara içiyor mu?)

18. ÜRÜNÜN GERÇEKTEN VINTAGE OLDUĞUNU NEREDEN BİLEYİM? (Ürünün kaç senelik olduğunu belirlemek için nasıl bir araştırma yaptın, üzerinde yazıyor mu, üretim tarihi mi var, vintage ve antika objeler üzerine uzman mısın?)

19. BU JANJANLI TERİMLER NE ANLAMA GELİYOR? (Müşterinizin kullandığınız malzeme-teknik..vs terimlerinin anlamını bildiğini farzetmeyin)

20. BU ÜRÜN OLMADAN YAŞAYABİLİR MİYİM? (Muhtemelen müşteriniz ürünleriniz olmadan yaşayabilir. Ona o ürünü satmak sizin işiniz. O ürüne sahip olmanın harika bir şey olduğunu anlatın. Bu bileziği taktıklarında prenses gibi mi hissedecekler? Bu tabak sadece fonksiyonel değil, aynı zamanda bir sanat eseri mi? Bu ürün hediye almakta zorlanılan insanlar için mükemmel bir hediye mi? Bu ürün belli duyguları harekete mi geçiriyor? Ürünü harika yapan şeyleri anlatın!)


Her zamanki gibi, soru ve düşüncelerinizi yorum olarak yazmanız beni çok mutlu eder. Yazının faydalı olması dileğiyle. .

18 Temmuz 2010 Pazar

Kendi 30 sn.'lik Reklamınızı Hazırlayın























Create your own video slideshow at animoto.com.
Siz de kendi ürünlerinizle yukarıdaki gibi bir video yapmak ister misiniz?
Üstelik ücretsiz.

Animoto.com adlı site ücretsiz olarak 30 sn’lik videolar hazırlama imkanı sunuyor. Üstelik fon müziğini isterseniz sitenin sunduğu şarkılar arasından seçebilir, isterseniz bilgisayarınızdan yükleyebilirsiniz.

Site İngilizce ama İngilizceyle çok aranız yoksa bile üstesinden gelinebilir. Burada biraz anlatmaya çalışacağım, yine de aklınıza takılan ya da sormak istediğiniz olursa yorum gönderebilirsiniz.




-Öncelikle animoto.com'a girerek sağ üst köşede yer alan SIGN UP butonuna tıklayın. Açılan sayfada sol sütunda yer alan "Basic", seçeceğiniz üyelik biçimi. Hemen altındaki “Try It Now” kısmına tıklayarak gelen sayfada isim, soyisim, e-mail adresi ve şifre ile üye oluyorsunuz.

Bu şekilde “basic üyelik” sahibi oluyorsunuz ve sınırsız sayıda 30 sn’lik video yapma hakkınız oluyor. (Yıllık ücretli üyelik seçenekleri de var ve elbette çok daha fazla imkanlar sunuyor)
Elbette farklı videolar yapabilirsiniz. Arkadaki fon müziğini değiştirerek romantik bir albüm oluşturabilirsiniz mesela :)


-E-mail adresi ve şifrenizle giriş yaptığınız zaman önünüze direk video oluşturmaya başlayabileceğiniz sayfa açılıyor. “Create One”a tıkladığınızda stil seçenekleri geliyor. “Styles” başlığı altındaki “Animoto Originals”ı seçebilirsiniz.

Açılan pencerede sağ alt köşedeki mavi “free” linkine tıklayın.




-Burada görüldüğü gibi 3 seçenek var: Fotoğrafları bilgisayarınızdan yükleyebilir, sitedeki mevcut grafiklerden seçebilir ya da flickr, facebook, picasa gibi sitelerdeki fotoğraflarınızdan aktarabilirsiniz. Şimdilik bilgisayardan yüklemeyi seçiyorum:



-Açılan pencerede bilgisayarımdan istediğim fotoğrafları seçerek yüklemeye başlıyorum. İlk fotoğrafı yükledikten sonra alt sırada bazı simgeler çıkıyor:

Add More: Bir sonraki resmi yüklemek için
Add Text: Fotoğrafarın arasına metin koyabilirsiniz. Örneğin ben videomda resimlerin aralarına dükkan ismimi ve web adresimi yazdım.
Rotate: Resmi yükledikten sonra döndürebilirsiniz.
Duplicate: Aynı resmi kullanacaksanız tekrar yükleme yapmanıza gerek yok. Resmin üzerine tıklayıp “Duplicate” derseniz aynısından bir tane daha koyar.
Delete: Silmek istediğiniz resme tıklayıp ardından “Delete” deyin.
Shuffle: Resimleri rastgele karıştırmak için.
Resimleri sırayla yüklemenize gerek yok. Hepsini yükledikten sonra sürükleyerek sıralarını değiştirebilirsiniz. (Tabi ki yazdığınız metni de aynı şekilde sürükleyerek istediğiniz resimlerin arasına koyabilirsiniz. Metin resimlerin arasında T şeklinde görünen karedir)

-Tüm resimleri yükledikten dilerseniz metin de yazdıktan sonra sıralarını sürükleyerek düzenleyip, simgelerin en sağındaki "done" tuşuna basın.
-Karşınıza gelen sayfada sizden fon müziği seçmeniz istenecek. Sitedeki müziklerden seçebilir ya da bilgisayardan yükleyebilirsiniz. "Select from our collection"ı tıklıyorum.


Sitedeki müzik seçeneklerini şiddetle tavsiye ederim. Farklı müzik tarzları ve gerçekten harika şarkılar var. Üstelik seçmek için dinleyebiliyorsunuz. Şarkıyı belirledikten sonra sağındaki “select”i işaretlemeniz yeterli. Ardından gelen sayfada "Continue" butonuna tıklayın.

-Gelen sayfada video ismi ve açıklamayı girin. "Producer Name” bölümüne gireceğiniz isim, videonuzun sonunda Örn. “Created By: Limon Yeşili” şeklinde yer alır. O sebepten tasarımcı isminiz ya da dükkan isminizi girebilirsiniz ve hazırladığınız videonun çeşidine göre farklı şekilde adlandırabilirsiniz.

-Doldurduktan sonra"Create Video"ya tıklayın. Videonuzun işlenmesi birkaç dakika sürebilir. Pencereyi kapatmayarak bekleyin. -Vee bittiğinde karşınıza videonuz gelecek. Aynı zamanda video sistemdeki mailinize de otomatik olarak gönderiliyor.

-Videonun sağ alt köşesinde yer alan “Video Toolbox” butonundan videoyu silebilir, düzeltebilir ya da yeni bir video oluşturabilir, aynı zamanda videoyu blog veya websitenize yerleştirebilir, facebook profilinizde paylaşabilir, benim yaptığım gibi blog post olarak yazabilir ve youtube gibi sitelere taşıyabilirsiniz.
Umarım bu özellikler işinize yarar ve faydalı olur. Sormak ya da eklemek istediğiniz olursa bu yazıya yorum gönderebilirsiniz.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Pasaj.com'da Satış / Online Dükkan Açma Üzerine Birkaç Not - 2

Dikiş Makinesi Baskılı Tişört Caustic Threads


Yazının ilk bölümü üzerine kaldığım yerden "Etiketleme", "Özel Sipariş" ve "Fiyatlandırma" konularına değinerek devam ediyorum. "Fotoğraf Çekimi" ve "Tanıtım-Promosyon" 3. bölümde :)

ETİKETLEME


Pasaj.com üzerinden gidiyorum hep ama yazdıklarım elbette sadece Pasaj için geçerli değil. Hele ki etiketleme konusu, sanal dünyada bulunabilir ya da bir anlamda var olmanın anahtarı. Ne kadar doğru ve etkin etiketleme yaparsanız, o kadar çok ve DOĞRU kitleye ulaşırsınız.


Dolayısıyla burada 2 önemli unsur çıkıyor karşımıza:

Birincisi çok kişiye ulaşmak. Bu da her şeyden önce, kaç etiket hakkı varsa hepsini kullanmaktan ve boş bırakmamaktan geçiyor. Örneğin 13 etiket hakkı varsa mutlaka 13 adet etiket bulun ürüne. Bazen gerçekten son bir ya da 2 etiket bulunamayabiliyor o ürünle ilgili. Ama ne yapın edin en azından yakın ilgili bir etiket yapıştırın.

İkinci önemli unsur doğru kişilere ulaşmak. Bu da doğru etiketler yapıştırmaktan geçiyor. Abartılı bir örnek vereyim. Abartılı diyorum ama çok yapılıyor..Diyelim ki gümüş bir kolyeye “örgü”, “cam”, “ipek” gibi etiketler koydunuz, “bu aramalarda da çıksın, daha çok kişiye görünür olayım” diye..Peki bu mantıkla örneğin “örgü” araması yapanların, sizin aramada çıkan kolyenize çoğunlukla tıklamadıklarını biliyor musunuz? Eğer bir kişi (potansiyel alıcı diyebiliriz) belli bir arama yapıyorsa, sonuçlarda çıkan, o arama ile alakasız ürünleri pas geçmektedir. Birgün belli bir arama yaparken kendinizde de deneyebilirsiniz bunu.

Çok değişik, ilk bakışta dikkati cezbedip merak uyandıran, “açayım bakayım neymiş nasıl bişeymiş” dedirten bir fotoğraf değilse, büyük ihtimal anında geçilecektir. Böylece siz de hiçbir işinize yaramayan terimler kullanarak çok değerli etiket limitinizi harcamış olacaksınız.

Önemli olan sizi arayan kişilerin tümünün aramalarında çıkabilmek. Yani sizi aramayanın değil, arayanın bulabilmesi.

Nasıl Terimler Kullanılabilir

Etikette olmazsa olmaz terim renkler. Renkler için rengin tam tonunu ifade eden terimler de kullanılabilir. “Vişne çürüğü”, “bebe mavisi”, “hardal rengi”, “şampanya”, “su yeşili”, “kırık beyaz”, “İslam yeşili” :) gibi..Yani ürün vişne çürüğü renginde ise hem “bordo”, hem “vişne çürüğü” kullanılabilir.













Örneğin bu resimlerdeki renk "su yeşili" ya da "nane yeşili" olarak adlandırılıyor.

Etiket yapıştırırken ürünün ne niteliği varsa mutlaka belirtin, onlar bitince de yaratıcılığınızı kullanın; ama dediğim gibi, ilgili alanın dışına çıkmadan.

Şu linkteki renk listesi işinize yarayabilir: Renkler


SİPARİŞ ÜRÜN

Bu konuda büyük sıkıntı ve üzüntü yaşamış olan dükkan sahipleri olduğunu bahsettikleri kötü deneyimlerinden biliyoruz. Bir özel sipariş prensibiniz olsun ve bunu da dükkanınızda belirtin. En iyisi ücretin yarısının önden, kalan yarısının ürün bittikten sonra ödenmesidir. Kötü deneyimler yaşamış birçok satıcıya göre en iyisi özel sipariş ürün yapmamaktır ama..:) illa ben yapacağım diyorsanız, en iyi çalışma şekli budur. Daha garanti ve güvenilir bir yol henüz bulunamadı benim bildiğim kadarıyla :) Eğer siz kendi yönteminizi bulursanız tabi ki onu uygulamakta özgürsünüz.


FİYATLANDIRMA

Daha hızlı satış yapacağımıza inanarak, “sürümden kazanayım, nasılsa geride çok var, nasılsa yine yaparım işim mi var, ülkede kriz var….” düşünceleriyle ürünlere çok düşük fiyatlar koyuyoruz. Ancak düşük fiyatlandırmanın da, en az yüksek fiyatlandırmanın sebep olduğu kadar satış kaybına yol açacağını biliyor musunuz? Değerinden yüksek fiyatlamak ne kadar kötüyse, az fiyatlamak da aynı etkiyi yaratıyor. Siz ürününüze değer vermezseniz, başkasını değer vermesini nasıl beklersiniz?

Tabi bu fiyatlandırma meselesi pazarlama biliminde başlıbaşına ciddi bir konu. Ancak ondan önce birkaç cümle daha edeceğim:

Bu, insanların paylaştığı ortak psikolojilerden biri. Satıcı olduğumuz gibi alıcı/tüketiciyiz de: Kendi satın alma psikolojinizi düşünün. Türkler buna “Ucuz etin yahnisi..” demişler, İngilizler “Ucuz mal alacak kadar zengin değilim..”. Sizce günlük hayatta kullandığımız bu tabir, “ucuz” ürünle ilgili bilinçaltımızdaki inancı çok güzel ortaya koymuyor mu? Ancak biz bunun çoğu zaman farkında bile değiliz. Zaten son yapılan araştırmalar, insanların pek de o kadar “iktisadi hayvan” olmadığını ve alışveriş yaparken çok da “bilinçli” hareket etmediğini ortaya koyuyor. Neyse, konu dağılmasın. Sonuçta bir ürünün fiyat olarak düşük değerde olması, bizim o ürüne atfettiğimiz değeri de düşürüyor, onu gözümüzde “mutlaka sahip olunması gereken, muhteşem şey” kategorisinden uzaklaştırıyor.


Satın alma psikolojisinin bir yönü böyle..Peki biz emek emek yaptığımız, bakmaya kıyamadığımız :) ürünümüze nasıl fiyat biçeceğiz?

- Şüphesiz, her şeyden önce maliyet hesabı yaparak başlamalısınız işe. Ve çok belirgin olmayan maliyetleri de gözden kaçırmamalısınız. Elbette malzemeler, kargo ücreti, sitenin aldığı komisyon birer maliyettir. Ancak örneğin ürünlerin fotoğraflarını çekmek ya da satılan ürünleri kargolamak için şubeye gitmek için harcanan emek ve zaman da birer maliyettir. Çünkü vakit nakittir :)

Elbette fiyatlandırma meselesi pazarlamanın uzmanlık alanı ve detaylı şekilde birçok etkeni göz önünde bulundurarak ele alınması gereken bir konu, dolayısıyla burada detaylı bahsetmemiz imkansız. Ancak yapılması gereken bir şey var ki bende de olan genel arızayı göz önüne alarak sözün özü şu: Ürünlerinizi çok düşük fiyatlandırmayın!

- Bir de dükkanını yeni açmış ya da hiç satış yapmamış/az sayıda satış yapmış olan dükkan sahipleri “satışları arttırmak için” indirim yaptıklarını duyururlar. Çoğu zaman %25 ya da %50 seviyesinde olur bu indirimler de.. Peki, satış yapmıyor olmanızın sebebinin fiyatlar olduğunu nereden çıkardınız?



  • Bunun en başta çok basit bir sebebi olabilir: İnsanlar sizin dükkanınızı/ürünlerinizi/sizi BİLMEDİKLERİ için satın almıyorlardır.

  • Ya da fotoğraflar yetersiz, ürünü iyi yansıtmıyor.

  • Belki de ürün bilgisi bölümündeki yetersiz veya hiç olmayan bilgidir ziyaretçinin pas geçmesine sebep olan.

  • Boş bir profil, dükkan kuralları bölümü, yani dükkanınızda genel olarak yetersiz bilgi bulunması da, kişiyi “acaba nasıl bir satıcı”, “ürün sağ salim elime ulaşır mı”, “ya bir sorun çıkarsa/ ürün yolda kaybolursa param iade olur mu”, “ya ürünü göndermezse”, “ya kafamda çok büyük durursa....” gibi tedirginlikler yaşamasına sebep olabilir.

  • Özellikle acemi alıcılar için olabildiğince bilgilendirici ve yönlendirici notlarla işini kolaylaştırmalısınız. Aksi halde bir potansiyel alıcıyı daha kaçırmış oluruz.
Ürüne konulacak fiyatı hesaplama yöntemi üzerine yakın zamanda bir yazı okumuştum. O yazıyı bulabilirsem burada paylaşacağım. Bu önemli ve üzerinde çok kapsamlı duramadığım konuya dair gerçekten bir yol/yöntem gösteren bir yazı idi.


Bu yazının 3.bölümünde "Ürün Fotoğrafları" ve "Tanıtım ve Promosyon" konularına değineceğim.
Bahsedilen tüm konularla ilgili aklınıza gelen, sormak ya da eklemek istediklerinizi lütfen yorum olarak gönderin. Katkılarınızla, yazılanlara eklemeler yapmak ya da yeni konulara değinmek beni çok mutlu eder.